Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki bir maden ocağında
metan patlaması meydana geldi. Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki
maden ocağında meydana gelen metan yanmasında 17 işçi hayatını kaybetti.
6'sı ağır 18 yaralı var. 46 işçinin çalıştığı vardiya esnasında
meydana gelen patlamada, olay yerine uzak işçilerin zarar görmezken, ilk
etapta hastaneye kaldırılan 5 işçi hayatını kaybetti. Hayatını
kaybedenler arasında bir maden mühendisi de yer alıyor.
İlerleyen saatlerde maden ocağından 12 işçinin cesedi çıkarılırken,
6'sı ağır 18 kişinin yaralı olduğu, durumları ağır olan 6 işçinin İzmir
ve Bursa'daki hastanelere gönderildiği kaydedildi. Maden sahibi Erhan
Ortaköylü, ilk tespitlerinin metan patlaması olduğunu belirtirken,
müdahalenin kendi ekipleri tarafından yapıldığını belirtti. Ortaköylü,
"5 işçi hastanede hayatını kaybetti. 12 işçinin cesedine de ocakta
ulaşıldı. Toplam 17 kaybımız var. Şu anda bütün ocak temizlendi. İşletme
müdürüyle toplantı halindeyiz. Kesin olamamakla birlikte metan yanması
deniyor. Teknikçi arkadaşlardan bana gelen bilgiler, örnek ocaklardan
biri olduğumuz ve erken uyarı sisteminin çalışır halde olduğuydu. Bir
değerlendirme yapacağız. Hepimize geçmiş olsun. Kaybettiğimiz
arkadaşlarımızın ve bizim günahlarımızı Allah affetsin. Yaralı
arkadaşlar Balıkesir ve Dursunbey'deki hastanelerde tedavi altındalar.
Sağlıklı oldukları haberleri geliyor" şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan
da yaptığı açıklamada ocağın 20 gün önce denetlendiğini açıkladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı Ömer Dinçer yaralı ziyaretinden
sonra yaptığı açıklamada bir yanlışlık olduğunu ve ölen madenci
sayısının 17 değil, 13 olduğunu söyledi. 4 kişinin durumunun kritik
olduğunu ve 2 kişinin hayati tehlikeyi atlatamamış olduğunu da belirtti.
Şen Madencilik Sanayici ve Ticaret A.Ş'ye (Şentaş Madencilik) ait
Odaköy'deki kömür ocağında, 1 Haziran 2006'da grizu patlaması
yaşanmıştı. Patlamada, 17 işçi hayatını kaybetmiş 7 işçi de
yaralanmıştı. Olaydan bir gün sonra Manisa'nın Soma ilçesindeki Ege
Linyit İşletmesi'nden gelen 5 kişilik bilirkişi heyetinin yaptığı
inceleme sonucunda, maden ocağında havalandırmanın yeterli olmadığı ve
patlamaya antigrizu özelliği taşımayan elektrik kablolarının neden
olduğu bildirilmişti.
Balıkesir'de meydana gelen ve 13 işçinin ölümüyle sonuçlanan
patlamanın meydana geldiği maden sahası ve çevredeki sağlık
kuruluşlarında yanılk ünitesinin bulunmadığının ortaya çıkması Maden
Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mehmet Torun ile AKP Balıkesir
Milletvekili Cemal Öztaylan arasında tartışma yarattı.
Maden çeverisindeki hastanelerde yanık ünitesinin bulunmadığını
açıklayan Torun'a Öztaylan bir TV kanalında şu şekilde cevap verdi:
“'Yanık merkezi ve uzman doktor bile yok' eleştirisini abesle iştigal
olarak değerlendiriyorum. Balıkesir ve Bursa'da bile yokken Dursunbey'de
olmasını beklemesinler. Topladıkları aidatla lütfen oraya bir yanık
merkezi kursunlar, biz de onların ellerini ayaklarını öpelim”
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun Öztaylanın sözlerine
şu şekilde cevap verdi:
“Duyunca beynimden vurulmuşa döndüm. Bu çok talihsiz, çok yaralayıcı bir
açıklama. Bir milletvekiline yakıştıramadım. Böyle bir zamanda bir
vekille şahsi polemiğe girmek istemiyorum ama bu da söylenecek laf
değil. İçimiz yanıyor, canımız yanıyor. Kimse böyle laflar edip
vicdanları kanatmasın. Dünyanın her yerinde böylesi bir kömür havzasında
tam teşekkülü hastaneler vardır. Ben sadece bunu hatırlattım. Öyle ki
birçok madenci arkadaşımız da hastanelerde can verdi, birçoğu da yaşamla
pençeleşiyor. Bu üniteleri devlet değil de meslek odaları mı yapacak?”
2007'de Odaköy'deki maden kazaları ile ilgili açıklama yapan maden-iş
sendikası başkanı, Odaköyde 5 maden bulunduğunu ve bu madenlerin
tamamının Ertan Ortaköylü'ye ait olduğunu belirtmişti. 24 Şubat 2007'de
meydana gelen kazada 3 işçinin daha ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili
Maden-İş sendikasının yaptığı açıklama şöyleydi: ''Erhan Ortaköylü'ye
ait olan ve taşeronlar eliyle işletilen bu maden ocaklarında bini aşkın
maden işçisi, her türlü denetim ve gözetimden uzak, her türlü işçi
sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun, insanlık dışı koşullarda
ölüm riskiyle yüzyüze çalıştırılmaktadır. Bu ocaklarda, en küçük işçi
sağlığı ve iş güvenliği önlemine bile maliyet unsuru olarak bakılmakta
ve ocaklar 21. yüzyılda, ortaçağ ilkelliğinde işletilmektedir. Maden
ocaklarını ortaçağ ilkelliğinde, derebeyi gibi işletmeye alışmış olan
sahaların sahibi Ertan Ortaköylü ve taşeronları işçilerin Anayasal
haklarını, işçi sağlığı iş güvenliği ile ilgili tüzük ve yönetmelikleri
deyim yerindeyse hiçe saymaktadır. İşveren kendisi "işçilerle
helalleşerek ocağa indirdiğini" söylüyor. Kendisi de bir anlamda ocağın
ölüm ocağı olduğunu kabul ediyor. Bu ocakların düzenli bir biçimde
denetlenmesi gerekiyor. Bu ocaklar ilgili yasa ve tüzüklere uygun
biçimde denetleniyor olsa, mevcut koşullarda üretim yaptırılmamaları
gerekir. Ne yazık ki, denetlenmiyorlar. Mevcut müfettiş sayısı ve işyeri
sayısı gözönüne alındığında, bir işyerine denetim elemanı 10 yılda bir
geliyor. Tabii ki, insan hayatını hiçe sayan, en küçük bir önlemi bile
maliyet unsuru gören Odaköy maden ocaklarındaki gibi işverenler de bu
nedenle, yasaların, tüzüklerin gereklerini hiçbir zaman uygulamıyor.
Maden ocakları iş riski , toplu ölümlere yol açan iş kazası riski en
yüksek işyerleridir. Bu işyerlerinin sürekli denetim ve gözetim altında
olması gerekir. Bu işyerlerinin sendikalaşması sağlıklı, güvenli iş
ortamlarının oluşmasını sağlayacak sürekli denetim için en etkili
yoldur.'' demişti.
2006'da ki kazadan sonra açıklama yapan Maden Mühendisleri Odası
yetkilileri yaptıkları inceleme sonucu şu sonuçlara varmışlardı:
Ocakta havalandırmanın yetersiz olduğuYapılan bakanlık denetiminden sonra eksikliklerin giderilmediği ve
bakanlık yetkililerinin bunu kontrol etmediğiDeneyimsiz ve eğitimsiz personelin istihdam edildikleri
İvme Dergisi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder