23 Ocak 2010 Cumartesi

İvme Genç: Özel Güvenlik Birimleri Güvenliğimizi Tehdit Ediyor




21 Ocak 2010 tarihinde İvme-Genç üyesi bir arkadaşımıza, öğrencisi olduğu YTÜ Yıldız kampüsüne girerken Özel Güvenlik Birimleri (ÖGB) tarafından kimliği sorulmuş, arkadaşımız kimliğinin sorulmasının meşru olmadığını, YTÜ öğrencisi olduğunun bilindiğini ifade ederek kimlik göstermeyeceğini belirtmiştir. Bunun üzerine arkadaşımız ÖGB'ler tarafından yaka paça okuldan atılmaya çalışılmış, ÖGB ofisi önüne zorla götürülerek polis çağırırız şeklinde tehditler edilmiştir. Bu baskı ve tehditlere boyun eğmeyen arkadaşımız zorla bir odaya sokulmak istenmiş, ÖGB'ler tarafından darp edilmiştir. Çevreden durumu gören öğrenciler de duruma müdahale etmiş tepkilerini ortaya koymuşlardır.

İvme-Genç üyesi arkadaşımız odaya sokulunca ÖGB'ler tarafından “kafanı kırarım, seni gebertirim, sen kim oluyorsun” denilerek tehditlere devam edilmiştir. Odadan direnerek çıkan arkadaşımız ÖGB ve amirlerinden şikâyetçi olarak tutanak tutulmasını istemiştir.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde EMO-Genç ve MMO Öğrenci Komisyonu masası açtığı için öğrencilere uzaklaştırma cezaları yağdıran Rektörlük, öğrencilere yapılan bu tür baskı ve yıldırma politikalarını arttırarak devam ettirmektedir. Bu keyfi tutum ve dayatmalar karşısında yılmayacağız.



Baskılar Bizi Yıldıramaz

Demokrat Makina Mühendisleri Platformu Deklarasyonu



Demokrat Makina Mühendisleri Platformu olarak
MMO İstanbul Şubesi’nde bu dönem yapılacak olan
seçime katılmıyoruz.
Mevcut listeleri desteklemiyoruz.

*
Mevcut yönetim anlayışı, üyelerin ekonomik-demokratik haklarını koruma mücadelesinden uzaklaşıp hizmet üretimi ve belgelendirme faaliyetine yoğunlaşarak Oda’yı üye tabanından giderek uzaklaşan ticari bir yapıya dönüştürmüştür.

*
Bunun sonucu olarak, üyeler arasında odaya verilen önem giderek azalmış, sahiplenme-aidiyet ilişkisinin yerini, üyelerin iş yapabilmek için almak zorunda oldukları belgeler üzerinden kurulan bir ticaret ilişkisi almıştır. Örgütlülük gerilemektedir, ancak sürekli dile getirilen bu sorunu aşacak çözümler mevcut yönetim anlayışı tarafından yaşama geçirilmemiştir.

*
Mevcut yönetim anlayışı 2008’de başlayan ve mühendisleri de çalışan sınıfın diğer kesimleri gibi olumsuz etkileyen krize karşı mücadelesini basın açıklamaları ile sınırlı tutarak hiçbir mücadele programı ortaya koymamış, hatta işten çıkarılan ya da hak gasplarına uğrayan üyelerine yönelik veri toplama işini bile sürekli ve sağlıklı bir biçimde gerçekleştirmemiştir.

*
Mevcut yönetim anlayışı statükocu yaklaşımını 2008-2010 döneminde de sürdürmüştür.Son söz üyenindir şiarını dillerinden düşürmedikleri halde, 14-15 Kasım 2009’da yapılan TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendisler Kurultayı’nda, kurultayın içini boşaltmak ve karar almasını engellemek için MMO İst. Şb.’nin bir kısım yöneticisinin de içinde bulunduğu statükocu yönetici kesimi ellerinden geleni yapmışlardır. TMMOB üyelerinin kurultayı gerçekleştirme kararlılığı göstermesi karşısında başarısızlığa uğradıklarında ise salonu terk etmiş ve geride kalan Şube çalışanlarına tehditler savurmayı ihmal etmemişlerdir.

*
Mevcut yönetim anlayışı siyasi iktidarın mesleki örgütleri tasfiye etmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek amacıyla 22 Mayıs 2008’de yayınladığı Devlet Denetleme Kurulu raporu karşısında hiçbir tepki göstermemiştir. Doğrudan varlığına yönelen bu saldırı karşısında bile üyeleriyle birlikte bir mücadele ortaya koymayı gündemine almamıştır.

*
2010 Şube seçimleri için adaylar belirlenirken, mevcut yönetim anlayışı kendi listesini Danışma Kurulu’nda temel demokratik teamülleri çiğnemekten çekinmeyerek dayatmıştır. Danışma Kurulu’nun 16 aday belirlemesine rağmen, oda kaynaklarını ve personelini bir kez daha kullanarak kendi 14 kişilik aday listesinin çalışmasını yaptırmaktadır.

Mevcut yönetim anlayışının oda çalışmalarını getirdiği bu durumda, yukarıda birkaç alt başlıkla ortaya konan tablonun ancak MMO İstanbul Şubesi üye tabanının çoğunluğunu oluşturan ücretli ve işsiz mühendislerin oda çalışmalarını sahiplenmesi ve oda içinde etkin roller üstlenmeleri ile değişebileceğini düşünmekteyiz. Oysa 2010 seçim tablosu böyle bir değişimin ümidini vermemektedir. Bu nedenle bu seçimdeki hiçbir listeyi desteklemiyoruz.

Demokrat Makina Mühendisleri Platformu olarak bizler; saptadığımız sorunları aşmanın tek yolu olarak gördüğümüz, ücretli ve işsiz mühendislerin tabandan örgütlenmesini sağlama çabası içindeyiz. Bu amaçla oluşturduğumuz çalışma programımızda 2010 yılı Şube seçimleri yer almamaktadır.

Siz değerli meslektaşlarımızın bilgisine sunar ve emekçi mühendislerin haklarını savunacak bir Oda yaratmak için önümüzdeki dönemde de sürdüreceğimiz mücadelemizde sizleri de yanımızda görmek istediğimizi belirtiriz.

Demokrat Makina Mühendisleri Platformu

11 Ocak 2010 Pazartesi

İvme İstanbul'da Gerçekleştirdiği Basın Açıklamasıyla "TMMOB'yi Savunalım" Kampanyası Başlattı

Devlet Denetleme Kurulu'nun Mesleki Demokratik Kitle örgütlerine yönelik saldırıları İstanbul'da protesto edildi. İvme Dergisi tarafından Taksim Tramvay Durağı'nda gerçekleştirilen açıklamada “Siyasal iktidar, bu raporla Mesleki Demokratik Kitle Örgütlerimizi tasfiye etmeyi amaçlamakta; sistemin ihtiyaçları ve tekellerin çıkarları doğrultusunda odaları dönüştürmeyi hedeflemektedir” denilirken İvme Dergisi olarak “TMMOB'yi Savunalım” başlıklı bir kampanya başlatıldığı ifade edildi. TMMOB'deki tüm ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever kesimlerin bu kampanyayı birlikte örgütlemeye davet edildiği açıklamaya 32 mühendis, mimar katıldı.

“Siyasal İktidar Saldırıyor, TMMOB'yi Savunalım” pankartının taşındığı açıklamada, “TMMOB Biziz”, “Örgütlü Birey, Örgütlü Toplum”, “DDK Raporu TMMOB'yi Tasfiye Raporudur” yazılı dövizler taşınırken, “Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız”, “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek”, “Kurtuluş Yok Tek Başına”, “Ya Hep Beraber ya Hiçbirimiz”, “Baskılar Bizi Yıldıramaz”, “AKP TMMOB'den Elini Çek” sloganları atıldı.

Açıklamada okunan metin aşağıdadır:

"Siyasal İktidar Saldırıyor
TMMOB'yi Savunalım!

Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), 22 Mayıs 2008 tarih ve 107 sayılı yazısıyla içlerinde TMMOB'nin de bulunduğu meslek örgütlerinin "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının daha iyi ve etkin bir şekilde hizmetlerinin yürütülmesi” gerekçesiyle incelenmesine karar verildiğini TMMOB'ye iletmiştir.

28 Eylül 2009 tarihinde ise bununla ilgili bir rapor DDK tarafından yayınlanmıştır. Ekiyle birlikte 1861 sayfa tutan bu raporun 41 sayfalık özeti 16 Ekim 2009 tarihinde kamuoyu ile paylaşılmıştır. Raporda meslek örgütleri şeffaf olmamakla suçlanmış, birçok eleştiri yapılmıştır. Mesleki demokratik kitle örgütü yöneticilerinin ve üyelerinin görüşlerini dahi almadan bir rapor hazırlanması tam da 12 Eylül'ün kurumuna ve AKP'ye yakışan bir tarzdır.

Rapor AKP'nin Raporudur
DDK'nın kurulduğundan beri kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerini inceleme ve denetleme yetkisi olmasına rağmen bu yetkisini ilk kez şu an kullanıyor olması önemlidir. AKP'nin iktidar olduğu 2002 yılından itibaren birçok kurum ve kuruluşa müdahalelerde bulunması, bu kurumlarda kadrolaşması, DDK incelemesi ile birlikte düşünülmelidir. AKP iktidarı, ABD ve İsrail'in Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında en önemli müttefiki olmasından aldığı güçle bir yandan devlet içinde kendisinden olmayan unsurları tasfiye etmeye çalışırken öte yandan toplumsal muhalefetin her kesimine yönelik baskı altına alma ve sindirme politikası gütmektedir. Amacı ülkemizi karşıt sesin çıkmadığı bir dikensiz gül bahçesine çevirmektir. Bu yanıyla DDK raporu AKP'nin odalarımıza yönelik başlatacağı saldırının ilk adımıdır.

Rapordaki Tespitler Nelerdir? AKP Nelerden Rahatsız Olmaktadır?
16 Ekim 2009 tarihinde açıklanan DKK raporu özeti incelendiğinde göze çarpan en somut şey, incelenen Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Örgütlerine ilişkin neredeyse en küçük bir olumlu cümle bulunmamasıdır. Birçok eksiği ve zaafına rağmen yıllardır Türkiye'deki toplumsal mücadelenin en önemli bileşenlerinden olan bu kurumlarla ilgili böyle bir yaklaşım bile bu raporun nesnel ölçütlerden uzak, ısmarlama bir rapor olduğunun başlı başına kanıtıdır. Rapor özeti, iktidarın meslek örgütlerinden hangi konularda rahatsız olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.

AKP Meslek Örgütlerimizin Siyaset Yapmasını İstememektedir
İktidar temsilcileri bugüne kadar birçok konuşmalarında meslek odalarını ideolojik davranmakla, siyaset yapmakla suçlamıştır, bu bakış açısı DDK raporunun da en belirleyici yanıdır. Raporda yer alan birçok ifade bugün toplumsal mücadeleyi yükseltme noktasında bizim de çokça eleştirdiğimiz TMMOB vb diğer DKÖ'lerin mevcut duruşlarından bile ne kadar rahatsız olunduğunu göstermektedir.

TMMOB'nin de içinde yer aldığı Mesleki Demokratik Kitle Örgütleri elbette ki siyaset yapmaktadır. İnsanlığın, ülkenin, halkın, meslektaşın çıkarını savunmak siyasetin kendisidir. Öte yandan emperyalizmin, tekellerin çıkarlarını savunmak da siyaset yapmaktır. Bu yanıyla meslek örgütlerini “ideolojik/politik” olmakla suçlayan DDK'nın kendisi ideolojiktir, siyaset yapmaktadır. DDK'nın yapmış olduğu siyasetin emekten ve halktan yana olmadığı da açıktır.

AKP, Meslek Örgütlerinin Anayasal Yetkilerinden Rahatsız Olmaktadır.
Bilindiği gibi TMMOB'nin de içinde yer aldığı 18 meslek kuruluşu/üst kuruluşu Anayasa'nın 135. maddesine göre, Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Örgütü olarak tanımlanmaktadır. AKP, meslek örgütlerine Anayasa tarafından tanınan yetkilerden ciddi olarak rahatsız olmaktadır. Raporda özellikle vurgulanan önemli bir nokta şudur: Meslek örgütleri kamu kurumu gibi de demokratik kitle örgütü gibi de davranmasın. Başka bir deyişle ya iktidarın güdümünde olsun yada yok olsun…

AKP, Meslek Örgütlerindeki Kimi Eksiklik ve Zaafları, Kendi Müdahalesini Meşrulaştırmak için Argüman olarak Kullanmaktadır
DDK raporu TMMOB'nin de içinde yer aldığı Mesleki Demokratik Kitle Örgütlerimizdeki bazı gerçeklikleri ortaya koymaktadır. Ama bu gerçeklikleri ortaya koyarkenki amacı örgütü yok etmek veya kontrol altına almaktır. AKP'nin meslek örgütlerimizi demokratik, şeffaf, katılımcı, merkeziyetçi olmakla, parasal gücü elinde tutmakla suçlama hakkı yoktur. AKP'nin kendisi antidemokratiktir. AKP'nin kendisi bu eleştirilerin ülkemizdeki bire bir uygulayıcısıdır.

Tasfiye Operasyonuna Karşı Tek Yol Mücadeledir
İfadeleri özenle seçerek, ılımlı açıklamalarda bulunarak, Genel Kurul kararı olmasına rağmen AKP'li bakanları Onur Kurulu'na göndermeyerek, AKP ile “iyi geçinerek” meslek örgütlerimize yönelik bu saldırıları savuşturmak mümkün değildir. Saldırıların üstesinden gelmenin tek yolu mücadele etmektir.

AKP'nin meslek örgütlerimize yönelik bu saldırısına karşı İvme Dergisi olarak “TMMOB'yi Savunalım” başlıklı bir kampanya başlatıyoruz. TMMOB'deki tüm ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever kesimleri bu kampanyayı birlikte örgütlemeye davet ediyoruz.

AKP Saldırganlığına Son
Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

Tekel İşçileri: "Ölmek Var, Dönmek Yok"



Özelleştirme sebebiyle 1 Şubat 2010'da işsiz kalacak 12 bin Tekel işçisi, AKP hükümetinin kendilerine dayattığı 4/C kölelik statüsüne karşı direnişlerine devam etmektedir.

Bilindiği gibi Tekel'de ilk özelleştirme 2003 yılında Alkollü İçkiler biriminde yapılmış, ihale Nurol-Özaaltın-Tütsab-Limak ortak girişim grubuna 292 milyon dolara peşkeş çekilmiştir. Adı geçen grup sonradan konsorsiyum kurarak şirketi MEY A.Ş.'ye devretmiştir. Tekelin sigara birimi ise 2003 ve 2005 yıllarında olmak üzere iki kere özelleştirilmeye çalışılmış, gerek tekliflerin yetersizliği gerekse de teklif, alamama yüzünden ihale sonuçlandırılmamıştır. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 22 Şubat 2008 yılında yapılan 3. özelleştirme girişiminde 1 700 000 000 (bir milyar yedi yüz milyon) dolarla en yüksek teklifi veren BAT firması ihaleyi kazanmış, karar 24 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak onaylanmış ve Tekel tamamen özelleştirilmiştir.

Bu sürecin başlangıcında 30124 olan işçi sayısı günümüze gelindiğinde 12 binlere gerilemiştir. 2003 yılından beri işleyen bu özelleştirme sürecini görmezden gelen, başını kuma gömen sendikalar ise iş işten geçmek üzereyken ve işçilerinin zoruyla tepki örgütlemeye çalışmaktadır. Öyle ki, bir yandan Tek Gıda-İş Genel Sekreteri Mecit AmaçTEKEL işçisi birliğini ve bütünlüğünü sağladı, özelleştirmeye karşı aynı inanç ve kararlılıkla mücadeleyi sürdürecek. Biz 'sonuç alana kadar kalacağız' demedik. Eksi 15 derecede 6 bin insanı telef etmeye hakkımız yok. Geliş nedenimiz ÖİB önünde sonuç açıklanınca tepkimizi koyup dönmekti. İnsanların sağlıklarını bozmaya kimsenin hakkı yok. İnsanların sağlığını bozmaması, çocuklarına kavuşması bizim görevimiz'' diyerek, bir yandan da Tek Gıda-İş Genel Başkanı Türkel, Başbakan Erdoğan'a "Siz bu ülkede yönetme erkine sahipsiniz. Kurt kuzuyu kaparsa bunun vebali omuzlarınızdadır. Çünkü siz halifesiniz, siz yöneticisiniz. Şimdi onbinlerce TEKEL işçisinin vebali, çocuklarının geleceği sizin iki dudağınızın arasında. İktidar partisi olarak sizden rica ediyoruz. Hırsla kalkmak, zalim olmak size yakışmaz. Biz sizin Allah korkusu içinde yaşadığınızı biliyoruz. Ve sizden bir kez daha rica ediyoruz. Bizi bu karda kışta bugün, yarın, öbür gün, daha sonraki gün ölümüz çıkana kadar burada bekletmeyin. TEKEL işçisi hep yasalardan yana saygılı olmuştur.” diyerek sendikal mücadele anlayışlarının ne olduğunu göstermişlerdir.

Kötü hava koşullarına, işçilerin kararlılığı ve baskısıyla harekete geçmek zorunda kalan bir sendikaya, polisin vahşice saldırılarına, açlığa, yokluğa, barınaksızlığa ve hatta direniş sürecinde yaşanan ölüme rağmen 15 Aralık'ta değişik illerden Ankara'ya gelen Tekel işçileri ise, mücadelede kararlı olduklarını açlık grevi başlatarak, tüm Tekel işçilerinin katılımını sağlayarak ve sonuç alıncaya kadar Ankara'da kalma kararı alarak göstermiştir.

Biz İvme Dergisi olarak buradan Tekel işçilerinin özlük haklarının korunması ve kamusal alanda istihdam edilmeleri talebinin sonuna kadar destekçisi olacağımızı ilan ediyor, mesleki demokratik kitle örgütü olan TMMOB'yi bu süreçte işçilerin mücadelesine aktif destek veren bir konumda görmek istiyoruz.

TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR”

Gülcan Kırca: "TMMOB, Bu Yönetimle Saldırıları Püskürtemez"

İvme Dergisi Yayın Kurulu üyesi Gülcan Kırca ile Yürüyüş Dergisi'nin yaptığı röportajı yayınlıyoruz:



Devrimci Demokrat Mühendisler:
TMMOB, Bu Yönetimle Saldırıları Püskürtemez

TMMOB'da statükoculuğa karşı mücadele devam edecek!
• Şimdilik şunu söyleyebiliriz; artık devrimcilerin varlığını
kabul etmek zorunda kaldılar.

Gülcan Kırca (Makina Mühendisi, İvme Dergisi Yayın Kurulu Üyesi)

İktidarın tasfiye sürecine karşı mücadeleyi şu anki yönetim zihniyeti sürdüremez. Bu mücadeleyi bu örgütlenmenin tabanının oluşturan devrimci demokrat mühendisler sürdürebilir.

Yürüyüş: Bazı odalarda, saldırılarla birlikte, devrimci demokrat mühendisleri toplantılara almama, onlara söz hakkı vermeme gibi bir tavır gelişmişti; şu anda sorun ne aşamadadır? Tavırları sürüyor mu?

Bildiğimiz kadarıyla 4 Kasım'daki inşaat mühendisleri odaküçük kuruluna, keza 6 Aralıkta yapılan TMMOB Danışma Kurulu toplantısına İvme okuru mühendisler katıldılar, konuşmalar yaptılar. Bu neyin sonucu oldu?

Gülcan Kırca: TMMOB'deki etkin yönetim anlayışı esasen devrimci demokrat mühendisleri odalarda istemiyor. Bunun sebebi devrimcilerin varlığının yıllarca geliştirdikleri statükolarını bozmasıdır. Bu konudaki düşüncelerinde genel olarak bir değişiklik yok.

Bir önceki Danışma Kurulu'nda -10 Ekim- kürsüden İvme'ye yönelik hakaretler edilmiş, söz talep edildiğinde ise TMMOB'nin demokratik usulleri de yok sayılarak söz hakkı vermeme tavrı geliştirilmişti. 10 Ekim'deki bu Danışma Kurulu'na İvme üyeleri yaklaşık 70 kişilik bir katılım sağlamış ve hakaretlere demokratik yöntemlerle müdahale etmiş, söz haklarından geri adım atmamışlardı. Divan ise devrimci mühendislere söz hakkı vermemek için Danışma Kurulu'nu iptal etmişti.

Ancak 6 Aralık'ta gerçekleştirilen TMMOB Danışma Kurulu'ndan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz; artık devrimcilerin varlığını kabul etmek zorunda kaldılar. 6 Aralık'taki Kurul'da gerek divan, gerekse etkin yönetim anlayışından konuşmacılar sözlerini süzgeçten geçirmişlerdi. Yine kitlesel bir katılım sağlayan İvme'ye ve devrimcilere dönük neredeyse tek bir söz bile söyleyemediler. İsteyen her İvme üyesine söz verildi. İvmecilerin dışında da birçok kişi kürsüden statükocu yönetim anlayışını eleştirdi. Bizim örgütlü tavrımız bir yandan etkin yönetim anlayışının maskesini düşürürken, öte yandan çeşitli eleştirileri olan ancak bu zamana kadar söz alamamış kişi veya kesimlerin de önünü açtı.

Geneldeki bu tabloya rağmen İMO'da yönetim aynı davranışlarını arttırarak sürdürüyor. 4 Kasım'daki İMO Ankara Şubesi Küçük Kurulu'nda içlerinde İvmecilerin de olduğu devrimci demokrat mühendisleri kurula sokmamak için özel güvenlik tutulmuştu. Ancak ısrarcılığımız ve örgütlülüğümüz sonucu Kurul toplantısına girdik ve konuşmalar yaptık. Aralık ayındaki Küçük Kurul'da ise toplantıya katılmadaki ısrarımızın sonucu olarak Küçük Kurul'u iptal ettiler.

Şu an TMMOB'de seçim sürecine girildi. Etkin yönetim anlayışı, temel tehlike olarak iktidar veya emperyalizm değil bizleri görüyorlar. Statükocu yönetim iktidarın TM-MOB'nin de içinde bulunduğu mesleki demokratik kitle örgütlerini tasfiyesinin ilk adımı olan Devlet Denetleme Kurulu raporuna karşı somut bir şey yapmıyor. Öte yandan İvmecileri oda yönetimlerine sokmayacaklarını çeşitli odalarda beyan ediyorlar. Yani tasfiye çabası oda seçimleriyle farklı bir şekil alıyor. Ancak yönetimlerde bulunulsun veya bulunulmasın emekçi mühendis, mimarların hak ve özgürlük mücadelesini büyüteceğimizi biliyoruz.

Yürüyüş: İMO'da 2 devrimci mühendise belli sürelerle meslekten men cezası verilmişti. Bu konudaki hukuki durum nedir? Cezalar uygulanacak mı, itiraz edildi mi?

Kırca: İMO Onur Kurulu tarafından 11 Hazirandaki olaylar gerekçe gösterilerek bir arkadaşımıza 15 gün, bir diğerine 6 ay meslekten men cezası verildi. Verilen cezanın hiçbir hukukiliği yoktur. İMO yönetimi, bu konuda yürüttüğü "soruşturma" yla, gericilik konusunda siyasi iktidarlarla yarışırcasına, en temel hak olan düşünce ve ifade özgürlüğünü bile tanımadığını göstermiştir. Soruşturma genel hukuk normlarına da aykırıdır. Zira olaya tanık olan arkadaşlarımız bile dinlenmemiştir. Soruşturma TMMOB'un iç hukukuna da aykırıdır. Tüm bunlardan çıkan sonuç bunun açık bir siyasi karar, aynı zamanda genel tasfiye politikalarının bir adımı olduğudur. Cezalara karşı şu anda TMMOB'nin iç hukuku işletilerek itirazlarımızı yaptık. Ceza kesinleşmeden uygulama şansları da yok.

Bu konuda şunu da belirtmek gerekir. TMMOB 40. Dönem Genel Kurulu'nda mühendis olan AKP'li bakanların Onur Kurulu'na verilmesi kabul edilmişti. Bakanları bu kararına rağmen Onur Kurulu'na vermeyip devrimci mühendisleri cezalandırmaya çalışmaları, etkin yönetimin "önceliklerini" göstermektedir.

Yürüyüş: TMMOB'deki yasakçı tutuma ve anti-demokratik zihniyete karşı mücadeleniz sürecek mi?

Kırca: İvme'nin "TMMOB'de Demokrasi" başlıklı 8. sayısında bir yazı yazmıştık. "Üretmek tüketmek ve tükenmek" başlıklı bu yazıda TMMOB'nin ve aslında birçok DKÖ'nün durumuna dair bir değerlendirme vardı. Bu yazıda 70'li yıllarda üreten bir TMMOB' 80'li yıllarda üretmeden geçmişteki değerlerini tüketen bir TMMOB ve artık 2000'li yıllara geldiğimizde tükenen bir TMMOB olduğu gözler önüne serilmişti. Birçok kişi veya çevre bu tükenişi görmesine rağmen müdahale etmiyor veya edemiyor. Aslında en kötüsü de bu duymuyorum, görmüyorum, susuyorum, hiçbir şekilde tartışmıyorum ve tartıştırmıyorum tavrıdır.

Buna karşılık TMMOB'un mücadeleci geçmişinin tüketilmesi karşısında susanlar, yönetimlerde alacakları bir iki koltuk karşılığı tükenişi görmezden gelenler de bu tükenişte pay sahibidir.

Biliyoruz ki iktidar TMMOB'ye ve mesleki demokratik kitle örgütlerine saldırıyor. Böyle bir saldırıda en önde mücadele edecek olan da biziz. Hem TMMOB'un yeniden emekten ve halktan yana bir örgüt olmasında hem iktidarın saldırılarının püskürtülmesinde ve mühendislerin mimarların hak ve özgürlüklerinin savunulmasında, örgütlenmesinde en önde bizler olacağız. Devrimci demokrat mühendisler olarak bunun bilinci ile şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadeleyi arttırarak sürdüreceğiz.

Yürüyüş: Saldırılara, polis zoru ile engellenmeye, siyaset yasakçılığına, kurullara alınmak istenmemenize karşı tabanda nasıl bir yaklaşım var?

Kırca: İvme'nin yürüttüğü "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz" kampanyası ve özellikle 15 hafta boyunca TMMOB'un önünde tutulan demokrasi nöbeti ile yönetime hakim olan bu tutum ve zihniyet üyelere teşhir edilmiştir. Sesimizi duyurabildiğimiz üyelerden, yapılan uygulamalara tepki gösteren üyeler var. Ayrıca İvme çalışması, çeşitli odalardaki anti-demokratik uygulamalardan nasibini almış, haksızlığa uğramış birçok üyenin de sorunlarını paylaştığı, birlikte nasıl mücadele edebileceğimizi tartıştığımız bir odak noktası haline geldi.

Tabanda bu konuda kıpırdanmalar var. Bunun en belirgin örneğini de TMMOB'un 30 yıl sonra üyelerinin talebi sonucunda düzenlemek zorunda kaldığı Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı'nda yaşadık. Üyelerinin % 80'ini oluşturan ücretli ve işsiz mühendis ve mimarların sorunlarını tartışması ve çözümler üretmesi açısından çok önemli olan bu kurultayda; üyelerinin savunduğu düşüncelerden, kürsüden konuşmasından korkar hale gelen TMMOB ve oda yöneticilerinden birçoğu, kurultayı önce engellemeye çalışmış, sonrasında "biz sizin adınıza en iyi kararları alıyoruz, size gerek yok" diyerek kurultayı terk etmişlerdir. 1200'ü aşkın kişinin katıldığı kurultay resmen üyenin inisiyatifi ile sürdürülüp başarılı şekilde sonlandırılmış, TMMOB başkanı ve oda yöneticilerinin tavırları üyeler tarafından mahkum edilmiştir. Durumun bu noktaya gelmesinde elbette ki İvme'nin payı büyüktür.

Yürüyüş: Bu konudaki gelişmelere ilişkin ayrıca sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Kırca: TMMOB ve çeşitli DKÖ'lere yönelik şu dönemde Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) yayınladığı bir rapor vardır. Rapor incelendiğinde, mesleki demokratik kitle örgütlerimize 12 Eylül darbesi sonrasındaki en büyük operasyon AKP iktidarı tarafından başlatılmak istenmektedir. DDK raporu bu operasyonun ilk adımıdır. Bu operasyonla 12 Eylül'de başlatılan örgütlenmeye dönük müdahale tamamlanırken, seçim sistemi değişiklikleri ile meslek örgütlerinde gerici örgütlenmenin önü açılmak istenmektedir. Bu rapora karşı mevcut yönetimin sergilediği tavır ise içler acısıdır. Etliye sütlüye dokunmayan bir basın açıklamasıyla konu geçiştirilmiştir. Bizler devrimci demokrat mühendisler olarak kendi örgütlülüğümüze sahip çıkma noktasında gerekli mücadeleyi her koşulda sürdüreceğiz. İktidarın tasfiye sürecine karşı mücadeleyi şu anki yönetim zihniyeti sürdüremez. Bu mücadeleyi, bu örgütlenmenin tabanını oluşturan devrimci demokrat mühendisler sürdürebilir. Bizler önümüzdeki sürecin bu tasfiye hareketine karşı bir örgütlenme süreci olması gerektiğinin bilinciyle, bu saldırıya karşı başlattığımız kampanya ile mücadelemize devam edeceğiz

Hasan Balıkçı Kütüphanesi'ni Oluşturuyoruz





İvme Dergisi üyesi mühendisler ve mühendislik öğrencileri 3 Ocak Pazar günü Hasan Balıkçı kütüphanesi yapım atölyesi için +İvme Dergisi Ankara Bürosu'nda buluştu. Daha önce tasarımı ve taşıma hesabı yapılan raflar önce boyandı daha sonra duvara halatlar yardımıyla bağlandı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren atölye sonunda İvmeciler, kendi emekleriyle var ettikleri kütüphaneye kavuşmanın sevincini ve Hasan Balıkçı'nın mücadelesinin yaşatılmasına yaptıkları katkının gururunu birlikte yaşadılar. Yavaş yavaş dolmaya başlayan kütüphanemize yapılacak her bağış memnuniyetle karşılanacaktır.

Basın Açıklamasına Çağrı: TMMOB'yi Savunalım




Siyasal İktidar Saldırıyor
TMMOB'Yİ SAVUNALIM

28 Eylül 2009 tarihinde Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından, içerisinde TMMOB'nin de bulunduğu Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ile ilgili bir rapor yayınlanmıştır.

Ekleriyle birlikte 1861 sayfalık bu rapor, meslek örgütlerinin ülke ve dünya gündemi ile ilgili politika üretmelerinin ve anayasal yetkilerinin tehlike olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

Siyasal iktidar, bu raporla Mesleki Demokratik Kitle Örgütlerimizi tasfiye etmeyi amaçlamakta; sistemin ihtiyaçları ve tekellerin çıkarları doğrultusunda odaları dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Siyasal iktidarın TMMOB'ye ve mesleki demokratik kitle örgütlerine yönelik bu saldırısına karşı devrimci demokrat mühendis, mimarlar olarak düzenleyeceğimiz basın açıklamasına tüm halkımız davetlidir.

Yer: Taksim Tramvay Durağı / İstanbul

Tarih: 09 Ocak 2010 Cumartesi

Saat: 13.00
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

İvme, Güler Zere'yi Ziyaret Etti




Aylardır süren mücadele ve Güler Zere'nin hastalığının ilerlemesi sonucunda Güler Zere 6 Kasım 2009 Cuma günü Cumhurbaşkanı'nın 104. madde kapsamında yetkisini kullanmasıyla tahliye edilmişti. Kanser hastası, devrimci tutsak Güler Zere'yi artık tanımayan yok. Güler Zere tecrite karşı verilen mücadelenin sembollerinden biri oldu.

Türkiye solunun pek de başarılı olmayan ortak mücadele sürecine olumlu bir halka eklendi Güler Zereye şahsında somutlanan "Hasta tutsaklara Özgürlük" kampanyasıyla. Herkese mücadele edilerek ancak kazanılabileceğini bir kez daha gösterdi Güler Zere eylemleri. Verilen mücadeleler sonucunda Güler'in tahliye edilmesi önemli bir kazanımdı ve tüm demokratik kamuoyuna moral verdi.

2 Ocak Cumartesi günü İvme Dergisi olarak Güler Zere'yi, tedavi altında olduğu Küçük Armutlu'daki evinde ziyeret ettik. Hapishane koşuları, tutsaklık dönemi, verilen mücadele üzerine uzun ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Güler Zere'nin durumunda önemli ilerlemeler gözlemledik. Morali yüksek olan Güler Zere dostlarının desteği ile kansere karşı mücadelesini de kararlılıkla sürdürüyor. Tüm devrimci demokrat kamuoyunu Güler Zere'ye destek ziyaretine bekliyoruz.

Hasan Balıkçı Kütüphanesi



Artı İvme Dergisi Ankara Bürosu bünyesinde oluşturulacak kütüphanemize her türlü kitap yardımlarınızı bekliyoruz

Maden Ocağında Zehirlenme



Keşan'da bir maden ocağında karbonmonoksit gazından zehirlenen 1 işçi öldü, 3 işçi de tedavi altına alındı

Edirne'nin Keşan ilçesinin Beyendik beldesi yakınlarındaki bir maden ocağında, meydana gelen karbonmonoksit zehirlenmesinde 1 işçi öldü, 3 işçi tedavi altına alındı.

Edinilen bilgiye göre, özel bir şirkete ait kömür ocağında işçi olarak çalışan Sezgin (35) ve Hüseyin Karadağ (39) kardeşler ile amca çocukları Hasan (22) ve İsmail Gırlangıç (23), ocakta karbonmonoksit gazından zehirlendi.

Arkadaşlarının durumu fark etmesi üzerine ocaktan çıkarılan işçiler, Özel Keşan Hastanesi'ne kaldırıldı.

Sezgin Karadağ hastanede öldü. Hüseyin Karadağ ile Hasan ve İsmail Gırlangıç, burada yapılan ilk müdahaleden sonra Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

Şirketin ortağı Merthan Dağtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ocak içinde yapılan ölçümde, daha önceden ocağın bu noktasında karbonmonoksit gazı bulunduğunun tespit edildiğini bildirdi.

Ölen işçinin de bunu bildiği halde o bölgeye girmesine bir anlam veremediğini söyleyen Dağtaş, şunları kaydetti:

"Yaşamını kaybeden ve zehirlenen işçilerimiz, karbonmonoksit gazı bulunan ocağın o bölümünü tuğlayla kapatmak için maden ocağına girmişlerdi. Fakat Sezgin Karadağ, girmemesi gereken karbonmonoksitli bölgede bayılınca, diğer üç işçi de onu kurtarmak için girdiklerinde bayılmışlar. Daha sonra bunları gören diğer işçiler onları baygın şekilde ocaktan çıkarmış. Ancak bir arkadaşımızı kaybettik. Diğerlerinin durumları iyi. Şu anda kömür ocağında üretime ara verildi." (aa)

İvme Dergisi Hasan Balıkçı Kütüphanesi Kuruluyor

İvme Dergisi Hasan Balıkçı Kütüphanesi Kuruluyor

18 Ekim 2002 tarihinde bölgesel Susurluk çetesince katledilen devrimci mühendis Hasan Balıkçı adına kütüphane kuruyoruz. Halktan yana verdiği mücadelede ölümsüzleşen Mühendis Hasan Balıkçı anısına kuracağımız kütüphaneyi, Balıkçı'ya yakışır bir biçimde, hep beraber kuruyoruz.İstiyoruz ki kütüphaneyi kurarken de, kullanırken de hep beraber olalım.Hasan Balıkçı Halk Kütüphanesi'nin kuruluş aşamasında sizleri de kitap kampanyasına destek olmaya çağırıyoruz.
Kampanyaya destek olmak için;

Tel: 0505 700 55 13

Adres: İnkılap sokak devrim apartmanı No:24/14 KIZILAY/ANKARA

Hasan Balıkçı kimdir: http://www.ivmedergisi.com/hasan-balikci-kimdir.html