23 Mart 2010 Salı

TMMOB Yüksek Onur Kurulu'nun Verdiği Karar Protesto Edildi



İMO Onur Kurulu'nun +İvme Dergisi yayın kurulu
üyelerine verdiği süreli meslekten men cezasını TMMOB Yüksek Onur Kurulu
onayladı. Bu hukuksuzluğu protesto etmek ve bundan sonraki sürecin
takipçisi olacaklarını dile getirmek için bir araya gelen +İvme Dergisi
yayın kurulu üyeleri, emekçileri ve okurları 13 Mart 2010 tarihinde İMO
Binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yaklaşık 30 kişinin
katıldığı açıklamada verilen karar "TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz",
"Soruşturma Terörüne Son", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Mühendisiz
Mimarız Haklıyız Kazanacağız", "Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz"
sloganlarıyla protesto edildi.


Aynı saatlerde İMO Teoman Öztürk salonunda devam eden
İMO 42. Dönem Olağan Genel Kurulu'nu takip eden delegelerin yoğun ilgi
gösterdiği ve alkışlarla desteklediği basın açıklamasına ODTÜ İnşaat
Mühendisliği öğrencileri de destek verdi. Açıklama sonrası okunan metin
delegelere ulaştırıldı. Basın açıklaması sonrası +İvme Dergisi standına
gelen birçok delege, hem cezalarla hem de son dönemde İMO Ankara
Şube'sinde yaşanan antidemokratik süreçle ilgili bilgi istedi.


Açıklamada okunan metin şu şekildedir:


Basına ve Kamuoyuna,


TMMOB'DE HUKUKSUZLUK SÜRÜYOR

14 Mart 2009 tarihinde bildiri dağıtan ODTÜ'lü
öğrenci üyelere İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri
tarafından saldırılması, sonrasında hiçbir savunma hakkı tanınmadan
Yönetim Kurulu kararıyla öğrencilerin öğrenci üyelikten atılmasıyla
başlayan, YK üyelerinin devrimci demokrat mühendislere hakaretleriyle
devam eden, 3 Haziran'da İMO Ank. Şb. Küçük Kurulu'nda yaşanan kavga ve
11 Haziran'da İMO önünde TMMOB, MMO ve İMO Yönetim Kurulu başkanlarının
gözleri önünde devrimci demokrat mühendislere ve öğrencilere bıçaklı
linç girişimiyle daha da boyutlanan antidemokratik süreç, devrimci
demokrat mühendislere açılan soruşturmalarla devam etmişti. Birisi
yutdışında, ikisi İstanbul'da bulunan beş yayın kurulu üyemize İMO
Yönetiminin açtığı soruşturmalar İMO Onur Kurulu tarafından kısa sürede
sonuçlanmıştı.


İMO Onur Kurulu +İvme Dergisi yayın kurulu üyelerini;
bildiri hazırlama ve dağıtma, bildiri dağıtmak için izin almama,
dergimiz adına yayınlanan açıklamalardaki amaç ve kasıt, 3 Haziran 2009
tarihinde gerçekleşen küçük kurul toplantısında fiziki saldırıda bulunma
gibi suçlardan(!) yargılamıştı. Sonuç olarak +İvme dergisi yayın kurulu
üyelerinden İrem Yüksekol'a meslekten 15 gün, İsmail Ozan Demirel'e
meslekten 6 ay men cezası vermişti.


İtirazımız üzerine TMMOB Yüksek Onur Kuruluna giden
cezalar, Yüksek Onur Kurulu tarafından aynı ilkel intikamcılık ve aynı
hukuksuzlukla onaylanmıştır. Kararın onaylanışında yayın kurulu
üyelerimize herhangi bir savunma hakkı dahi verilmeksizin yargısız infaz
yapılmıştır. Maalesef bu tavır bize hiç de yabancı değildir. Bu tarz
yargılama yöntemlerinin kimin tarafından kullanıldığı ise herkes için
gayet açıktır.


Bugüne kadar mesleğini kötüye kullanan, meslek
etiğini hiçe sayarak kişisel rant sağlayan, depremde onbinlerce insanın
yaşamına mal olan binaları yapan, rüşvet alan, rüşvet veren sayısız
mühendise karşı üç maymunu oynayan, TMMOB Genel Kurulu'nda onaylanan
AKP'li bakanların Onur Kuruluna verilmesine ilişkin karara dönük hiçbir
şey yapmayan yönetim kurulu ve onur kurulu üyeleri devrimci demokrat
mühendislere karşı aslan kesilmiş, cezalar yağdırmışlardır.


Cezalar TMMOB Disiplin Yönetmeliği'nin “temelsiz
suçlamalarla mesleği, meslek mensuplarını ya da TMMOB, Odalar ya da
bunların alt birimlerini kamuoyunda küçük düşürmek ya da etkinliklerini
engellemek” maddesine dayandırılarak verilmiştir. Oysa asıl temelsiz
olan İMO yönetimini yayın kurulu üyelerimize yönelttiği suçlamalardır.
Hatta suçlamalar o kadar temelsizdir ki ortada bir suç unsuru
bulunmadığı için soruşturma metni kişilerin suçlanış gerekçeleri yerine
dergimizin tüzel kişiliğini sorgulamaya dönük hazırlanmıştır. Odaları
kamuoyunda küçük düşürenler ise üyelerine odanın önünde eli bıçaklı
serserileri saldırtanlar, küçük kurul toplantılarına üyelerini sokmamak
için özel güvenlik tutanlar, biz kararlı tavrımızı sürdürünce de her
defasında devletin emniyet kuvvetlerinden destek isteyenlerdir.


+İvme Dergisi yayın kurulu üyesi olmanın, başka bir
deyişle TMMOB etkin yönetim anlayışına muhalif olmanın sorgulandığı bu
“sıkıyönetim zihniyetli” soruşturma sonucu verilen cezalarla TMMOB,
üyelerine düşüncelerinden dolayı ceza vererek tarihinde bir ilki
gerçekleştirmiştir. Bu karar TMMOB'de iktidar olanakları kullanılarak
muhaliflere karşı girişilen tasfiyenin boyutlarını da açıkça
göstermektedir.


Demokrasiden iyice uzaklaşmış bir yönetim anlayışına
karşı, muhalif düşüncelerimizi dile getirmek için demokratik ortamlar
yaratmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Verdiğiniz ve vereceğiniz hiçbir ceza,
bizleri mücadelemizden alıkoyamayacaktır.


TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz

Soruşturma Terörüne Son

Baskılar Bizi Yıldıramaz

Mühendisiz Mimarız Haklıyız Kazanacağız

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz


MÜHENDİSLİK, MİMARLIK VE PLANLAMADA +İVME DERGİSİ

9 Mart 2010 Salı

100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!



8 Mart'ın 100.yılında sesler Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda emperyalizme, her türlü sömürüye ve zulme karşı tekrar yükseldi.


Ankara'da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Bağımsız
Devrimci Sınıf Platformu
, Devrimci Proleterya, Halk Cephesi, Yeni
Demokrat Kadınlar
, Demokratik Kadın Hareketi tarafından oluşturulan
Devrimci 8 Mart Platformu tarafından gerçekleştirilen eylemle kutlandı.


Yürüyüş için Sakarya Meydanı'nda saat 12.00'da bir
araya gelen kitle; Mithat Paşa Caddesi'nden trafiği kapatarak Abdi
İpekçi
Parkı'na kadar yürüyüşe geçti.Kortejin en önünde ortak pankart
olan Devrimci 8 Mart Platformu imzalı “New York'tan TEKEL'e direnen
emekçi kadınları selamlıyoruz!'' yazılı pankart taşındı.Platform
bileşenlerinden sonra ÇHD,ODAK, Umut Kültür Derneği gibi destekçi
kurumların yer aldığı kortejde + İvme Dergisi de yer aldı.Yaşasın 8
Mart
Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Özgür Kadın Direnen Kadındır, Eşit İşe
Eşit Ücret, Tülin Aydın Ölümsüzdür, Yaşasın Devrimci Dayanışma, Kadınız
Haklıyız Kazanacağız, Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Son
sloganlarının atıldığı ve dövizlerinin taşındığı İvme Dergisi
kortejinde Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü pankartı taşındı.


Yürüyüşün ardından Abdi İpekçi Parkında toplanan
kitle burada mücadelede yaşamını kaybetmiş tüm emekçi kadınlar adına
saygı duruşunda bulundu.


Saygı duruşundan sonra Devrimci 8 Mart Platformu
imzalı bir basın metni okundu.Bsın metninde 8 Mart Dünya Emekçi
Kadınlar
gününün tarihine ve önemine değinildi. Kadının mücadele her
zaman yer aldığı belirtilirken; kadının mücadelesinin emperyalizmden ve
sömürüye karşı verilecek mücadeleden bağımsız olmadığı belirtildi.
Basın metnini okunması sırasında ''8 Mart Kızıldır Kızıl Kalacak,
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Özgür Kadın Direnen
Kadındır'' ortak sloganları atıldı.


Basın metnini ardından Mamak İşçi Kültür Evi Tiyatro
Atölyesi
“Ben Ulrike Bağırıyorum!” adlı Dario Fo'nun tecritte
katledilen Alman bir devrimci kadını anlatan oyununu sergiledi. Oyun
sonrasında “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganları atıldı. Tiyatro
oyunu sonrasında hapishanelerde ki tecriti anlatan; ölümün eşiğinde
olan hasta tutsakların hala tecrit koşulları ile mücadele ettiklerini
belirtten bir konuşma TAYAD'lı bir ana tarafından yapıldı.


8 Mart etkinliği; TEKEL Direnişine destek verdiği
için çalıştığı kurum olan TÜBİTAK'ta işten atılan Aynur Çamalan'ın
konuşması ile devam etti. Çamalan işten atıldığı için başlattığı
hukuksal sürecin sonucunu beklemeden TÜBİTAK önünde direnişe
başlayacağını belirtti. Çamalan'ın konuşmasından sonra Mamak İşçi
Kültür Evi Müzik Atölyesi'nin çaldığı ezgiler eşliğinde halaylar
çekildi.


İvme Dergisi

TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



27 Şubat 2010 tarihinde saat 10:00'da +İvme
Dergisi
bürosunun önünden başlattığımız yürüyüşü sloganlarımızla TEKEL
işçi
lerinin yanına kadar sürdürdük. 75 gündür başta soğuk olmak üzere
her türlü zorluğa rağmen direnişlerini sürdüren TEKEL işçileri bizi
slogan ve alkışlarla karşıladılar. +İvme Dergisi adına mimar Alev Şahin
işçilere seslenerek, mühendis-mimarlar olarak bizlerin de TEKEL
işçi
leri ve tüm emekçilerle aynı sınıftan olduğumuzu, onun için onların
mücadelesinin bizim de mücadelemiz olduğunu, İvme Dergisi yayın kurulu
üyeleri, okurları ve emekçileri olarak sonuna kadar yanlarında
olacağımızı söyledi. Daha sonra KESK'in saat 11:30'daki eylemine destek
olmak amacıyla Yüksel Caddesi'ne gittik. KESK kortejiyle birlikte
tekrar slogan ve alkışlarla TEKEL işçilerinin yanına döndük.


Yaptığımız destek yürüyüşünden sonra gruplar
halinde çadırlara dağılarak TEKEL işçileriyle söyleştik ve yaşadıkları
süreci, direnişlerini bir de onlardan dinledik. Her dinlediğimiz
işçide, her duyduğumuz sözde yaşadıkları sıkıntıları, her türlü zorluğa
rağmen onurla direnişlerini ve umudu duyumsadık. Son hafta sendikaların
aldığı kararların yarattığı hüznü, 4/C'ye başvurmak için son günlere
yaklaşıldığından işsiz kalma riskinin verdiği endişeyi de bu
söyleşilerde hissettik.


24 Şubat sabahı sarhoş bir cip sürücünün
arabasıyla çarpması sonucu yaşamını yitiren Hamdullah Uysal'ın ölümünün
yarattığı izleri gördük söyleşilerde, yüzlerde. Cenazesini alıp
çadırkentte bir anma gerçekleştirmek isteyen işçilere izin verilmemiş,
polis işçilere saldırmıştı. Cenaze kaçırılarak tehditlerle memleketine
götürülmüştü. Bunu protesto etmek için AKP Ankara il binasını işgal
eden 19 işçi de gözaltına alınmıştı. Haftasonunda yaşadığımız en
coşkulu olay gözaltına alınan bu arkadaşlarının serbest bırakılması ve
çadırkente gelmeleriyle herkesin toplanıp sloganlar atarak
arkadaşlarını karşılamalarıydı.


Bütün konuştuğumuz işçiler Salı gününe kadar
verilen süreden ve Danıştay'dan çıkmasını umutla bekledikleri olumlu
karardan söz ettiler (Haberi yazdığımız sırada Danıştay'dan
yürütmeyi durdurma kararının çıktığı duyuldu. Bizler de Tekel
işçi
lerinin sevincini paylaşıyoruz). Dolaştığımız her çadırda
düzenin gün geçtikçe yok ettiği paylaşımın ve yardımlaşmanın izlerini
gördük. Ellerindeki yemeği, meyveyi bizimle paylaşan işçiler kendi
yaşadıkları dönüşümü, hayata bakışlarının, düşüncelerinin nasıl
değiştiğini, sosyalistlere ilişkin önyargılarının nasıl kırıldığını da
sıkça anlatıyorlardı.


Gecesinde sabaha kadar işçilerle birlikte
söyleşerek, dolaşarak, dinleyerek ve öğrenerek geçirdiğimiz iki günün
ardından, özümseyerek ve görerek öğrendiğimiz herşeyi zihnimizde
taşıyarak, vedalaşıp ayrıldık işçilerin arasından.


Tarihte Bilim ve Mühendislik Paneli



Yöneten:Beno Kuryel
Konuşmacılar:Diyar Saraçoğlu, Mesut Yücel, İlker Kalaycı
Yer: Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu
Tarih: 10 Mart 2010 Çarşamba Saat: 15:30

Ankara İvme Yaratıcı Drama Eğitimi Başlıyor




İvme Dergisi Ankara'nın mühendis mimar ve şehir plancılara yönelik
düzenlediği yaratıcı drama eğitimi her salı saat 19:00'da Ankara İvme
Bürosunda başlıyor...

100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü



8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York eyaletinde kölelik
koşullarındaki çalışma yaşamını protesto etmek için 40 bin kadın dokuma
işçisinin başlattığı greve müdahale eden Amerikan polisi, patronların
da işbirliği ile fabrika kapılarını kilitleyerek içerde bulunan 129
kadın işçiyi katletmiştir.


1910 yılında düzenlenen Sosyalist Enternasyonal'in 2.toplantısında
devrimci kadın önderlerden Clara Zetkin'in önerisiyle, öldürülen kadın
işçilerin anısına 8 Mart 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak ilan
edilmiştir. O gün direnerek haklarını isteyen emekçi kadınlar bugün de
dünyada ve ülkemizde eşleri ve çocuklarıyla birlikte hak mücadelesine
devam ediyorlar; Novamed ve Tekel'de olduğu gibi.


Kamuda ve özel sektörde ücretli çalışan ve işsiz mühendis,mimar ve
şehir planlamacılarının çalışma yaşamındaki sorunların tek kaynağının
sömürü düzeni olduğunu düşünen biz +İvme Dergisi emekçileri
mühendis,mimar ve şehir planlamacıları ve öğrencileri olarak
sınıfsal,ulusal,sosyal ve cinsel sömürüye karşı mücadele edenlerin
yanındayız.


8 Mart'ın emekçi kadınların mücadele günü olarak ilan edilişinin
100.yılında bu direnişi yaratanlara ve bu mücadeleyi bugünlere
taşıyanlara selam olsun...


Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!


Sınıfsal,Ulusal, Sosyal Ve Cinsel Sömürüye Son!


Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız!



Tarih: 7 Mart 2010/Pazar


Saat: 11:30


Yer: Sakarya Meydanı/ANKARA

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü : Direnişte Kadın Olmak Söyleşisi



8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü : Direnişte Kadın Olmak Söyleşisi



Katılımcı: TEKEL İşçisi Filiz Yavuz


Tek Gıda-İş 8 No'lu Şube Temsilcisi



Tarih: 3 Mart 2010


Saat: 19.00- 22.00


Yer: TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi


Konferans Salonu


Taksim-İSTANBUL

Yunanistan'da Grev ve Çatışmalar



Yunanistan'da Grev ve Çatışmalar


Atina'da gerçekleşen hükümet karşıtı yürüyüş
sırasında üniversite işgal eylemi yapmak isteyenlere Yunan polisi göz
yaşartıcı gazla karşılık verdi.


Çarşamba günü yaşanan çatışmalar başkentte
gerçekleşen ve en az 20000 kişinin katıldığı gösterilerin sadece yan
görüntülerinden biriydi. Gösteriler hükümetin ulusal borç krizini aşmak
üzere harcamaları kısmak istemesini protesto etmek için yapılmıştı.


Bir polis görevlisi tarafından “50 kişiden oluşan
gençler üniversite binasını işgal etmek ve isyan etmek istediler, polis
onları durdurmak için göz yaşartıcı gaz kullandı” şeklinde Reuter haber
ajansına bilgi verildi.


Kendilerini takip eden polise taşlar ve alev bombalarıyla karşılık verdiler, etraftaki bazı dükkanlar da zarar gördü.


Hizmetler durdu


Gösteriler, maaşların dondurulması, emeklilik
yaşının yükseltilmesi ve vergilerdeki artışlara tepki amacıyla hem kamu
hem de özel sektördeki sendikalar tarafından ülke çapında yapılan
grevin ortasında gerçekleştirildi.


Özel sektör sendikası GSEE'nin başkanı Yannis
Panagopoulos
mitingin amacını “Bugün, Avrupa'nın gözü üzerimizde, bugün
umut ve gelecek için gösteri yapıyoruz … tedbirleri iptal ettirmek
için,” şeklinde açıkladı.


Çarşamba günü yapılan eylem sonucu kamu hizmetleri durdu, uçuşlar durdu, kamu taşımacılığı tamamen durma noktasına geldi.


Yunanistan'ın ikinci büyük şehri Selanik'te yaklaşık
7000 kişinin katıldığı ikinci bir miting gerçekleşti. Atina'daki Al
Jazeera temsilcisi Barnaby Phillips protestolara katılımın oldukça
etkileyici olduğunu söyledi.


“Burada en önemli olan toplumun ne kadarının
hükümeti ekonomik krizle başedebilmek üzere katı programı
gerçekleştirmeyi denediğinde desteklemeye devam edeceği veya toplumun
ne kadarının hükümeti desteklemeyi bırakıp, karşı koyduğuna karar
vermek.”


Phillips, “Bu hala yanıtlanmamış bir soru. Ekonomik krizin aylarca süreceğini düşünüyorum.” şeklinde tespitte bulundu.


Bu eylem geçen Ekim'de seçimleri kazanan Sosyalist hükümete karşı yapılan ilk ortak grev.


36 Yaşındaki Michalis Korileos, AP haber ajansına
neden grev yaptığını şöyle açıkladı: “Çünkü diğerleri paramızı çaldı,
borçları ödeyenlerse biz olacağız” dedi.


“Maaşımızı kesiyorlar ve büyütmem gereken iki çocuk var, bu zor.”


Grev, AB görevlilerinin Yunanistan'ı iki basamaklı
bütçe açığını kapatmak üzere doğru yolda olup olmadığına karar vermek
üzere ziyaret ettiği döneme rast geldi.


Başbakan yardımcısı Theodoros Pangalos BBC'ye
hükümetin grevden endişelenmediğini ve ekonomik plan için kararlı
olduğunu söyledi.


Yunanistan'ın diğer ülkelere yönelik iddiaları da
var. İkinci dünya savaşından sonraki süreçle ilgili olarak, verilen
tazminatların yetmediğine dair söylemler dillendirilmeye başlandı. Bu
ekonomik kriz ve sorunlar Avrupa Birliği'nde yeni tartışmaları da
beraberinde getiriyor. Kriz derinleştikçe ülkelerin birbirlerine karşı
eleştirileri artıyor.


Yunanistan'daki yoğun borçlanmanın Avrupa
Birliği'nin diğer bazı ülkelerinde de olduğu görülüyor. Sıranın
İtalya'da olmasından endişe ediliyor. Bu borçlanmanın olumsuz
etkilerini gizlemek üzere rakamlarla oynamaların yapıldığına dair
iddiaların çıktığı Yunanistan, bu ekonomik sorunları emekçilerin
sırtına yıkmaya çalışıyor. Bu nedenle Avrupa Birliği'nden de diğer
ülkelerin faiz oranlarıyla eşit faiz oranıyla borç para alabilmek için
politik bir destek bekliyor.


Avrupa Tedirgin


Avrupalı işçiler arasında maaşlar ve iş güvencesi
korkularının artmasıyla, geçen hafta diğer farklı ülkelerde de
protestolar ortaya çıktı.


Fransa'da hava trafik denetleyicileri Salı günü başladıkları grevi
Çarşamba günü de devam ettirdiler, bu grev Paris'in iki ana
havalimanında yoğun gecikme ve iptallere neden oldu. Eylemin gerekçesi,
çalışanların, planlanmış reformların iş kaybı ile sosyal hizmetlerde
azalmaya neden olacağını düşünmesiydi.


Almanya'da Lufthansa pilotları grevlerini
bitirdiler. British Airways kabin görevlileri kendi grevlerini
başlatmak üzere oy kullandılar.


İspanyalı çalışanlar emeklilik yaşını arttırma
planlarına karşı Salı günü bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Başkent
Madrid'teki gösteride katılımın az olması, ülkedeki sendikaların
zayıfladığını düşündürdü.


Portekiz'in ikinci büyük sendikası Pazartesi günü
hükümeti, kamu sektöründeki maaşların dondurulmasını bu yılın ötesine
taşıması durumunda önümüzdeki günlerde grev yapacağına dair uyardı.


Çek Cumhuriyeti'ndeki ulaşım işçileri sendikaları
Salı günü grev yapmaya ve başkent Prag'da Pazartesi günü yeni getirilen
vergiyi protesto etmeye karar verdiler.


Tüm bu yürüyüş ve eylemler, çalışma koşulları ve
ücretler konusunda geniş kapsamlı bir rahatsızlığın son
göstergeleridir. Kıtanın geleceği küresel anlamda yaşanan krizin
etkilerinden oldukça etkilenmiş gözüküyor. Bu dönemin kıta ve Avrupa
Birliği'nin geleceği açısından oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.


16 ülkeli Avrupa birliğinde işsizliği %10 civarında, en yüksek işsizlik İspanya'da %19 düzeyinde gözüküyor.


İvme Çeviri Grubu


Kaynak: Al Jazeera, AFP, BBC, Reuter, AP ve diğer ajanslar

İzmir'de İvme-Genç Bülteni Yayınlandı



İzmir'de aylık yayınlanacak olan İvme-Genç
bülteninin ilki yayınlandı. Ağırlıklı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi
Çevre Mühendisliği ve Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği
bölümlerinde dağıtılan bültenin içeriği ise şöyle :



Merhaba Derken..



Çevre ve Orman Bakanlığı Çevreye Verdiği Rahatsızlıktan Dolayı Özür Dilemeli (DEÜ)



412'ye balat (DEÜ)



Özgür Yazılım (Ege)



Mühendislik Harikası Öğrenci Kartları (Ege)



Kafamızdaki Krizi Aşmak



Almanya ve Avusturya'da Öğrenciler Haklarını Arıyor



Barut Fıçısı



Looking For Eric



Ti Cetveli – Paylaşmak Güzeldir.

Kazanmanın Tek Yolu Direnmektir








Tarih:

27.02.2010



KAZANMANIN TEK YOLU DİRENMEKTİR.



Türkiye'de işçi sınıfı tarihi direnen TEKEL işçisi
için yazılıyor. TEKEL direnişi artık kendi taleplerinin önüne geçmiştir.
İki buçuk ayı aşkın bir süredir direnen, bedel ödeyen ve her geçen gün
direnişlerini büyüten TEKEL işçilerinin mücadelesinin yanında olduğumuzu
belirtiyor; Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada +İvme Dergisiolarak
27-28 Şubat'ta kitlesel olarak TEKEL Direnişi'ne destek vereceğimizi
açıklıyoruz. Desteğimiz 27 Şubat, Cumartesi günü İvme Dergisi Bürosu
önünden yapılacak olan yürüyüşle başlayacaktır.



Tarih: 27 Şubat 2010


Saat: 10.00


Yer: İnkılap 2 Sokak Devrim Apartmanı 24/ 14
Kızılay/ ANKARA


MÜHENDİS MİMAR EMEKÇİYİZ TEKEL İŞÇİSİYLE BİRLİKTEYİZ.

İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ.

DİRENEN TEKEL İŞÇİSİNİN YANINDAYIZ.

EMO İstanbul Şube'de 37. Genel Kurul Gerçekleştirildi



EMO İSTANBUL ŞUBE'DE 37.GENEL KURUL GERÇEKLEŞTİRİLDİ


EMO
İstanbul Şube'de 37. Genel Kurul ve yönetim kurulu seçimleri 20 – 21
Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi.


Katılımı
Düşük Genel Kurul


20
Şubat Cumartesi günü PERPA Ticaret Merkezi'nde gerçekleştirilen genel
kurula katılım ve ilgi beklenenin altındaydı. Ankara'da TEKEL işçileri
için yapılan eylemle aynı güne denk gelen 37. Genel Kurul'a 126 delege
kayıt yaptırdı.


EMO
İstanbul Şubesi 36.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Karaçay'ın açılış
konuşmasıyla başlayan genel kurulda, divan seçimlerinin yapılması ve
misafir konuşmacıların konuşmalarının akabinde Faaliyet raporu ve Mali
raporlar sunuldu. Mali raporun sunumunun ardından kurulun oturumuna ara
verildi.


Meslekte
Birlik
Provakasyonları


37.
Genel Kurul'un öğleden sonra yapılan oturumu, ağırlıklı olarak faaliyet
raporu üzerine yapılan “konuşmalar” bölümüyle geçti. Katılımcıların söz
alarak odayı değerlendirdikleri bu bölümde yirmiyi aşkın konuşmacı söz
aldı. AKP yandaşı “meslekte birlik” grubunun gelenekselleşen provokatif
konuşmalarına ve demokrat mühendislerin bu konuşmalara verdikleri
yanıtların yer aldığı bu bölümün ardından yapılan oylamada 36. Dönem
Yönetim Kurulu oy birliği ile aklandı. 36. Dönem Yönetim Kurulu adına
teşekkür konuşmasının Erhan Karaçay tarafından yapılmasının ardından,
dilek ve temenniler okundu ve 37.Genel kurul sonlandı.


“Kararsız”
Genel Kurul


Genel
Kurulun öğleden sonra yapılan oturumunun en önemli tartışması ise genel
kurula sunulan önergeler üzerineydi. EMO İstanbul Şube Ücretli Çalışan
ve İşsiz Mühendisler
Komisyonu'ndan genel kurula karara bağlanmak üzere
taşınan önergeler, odalardaki etkin yönetim anlayışı tarafından “önerge
komisyonlarının kurulmamış olması” bahanesiyle engellenmeye çalışıldı.
Usule dair yapılan tartışmaların ardından, yönetmelikler gereği, 36.
Dönem faaliyet raporuyla ilgili olan önergelerin divan tarafından
oylamaya sunulması, faaliyet raporu ile ilgili olmayan önergelerin ise
“dilek ve temenniler” bölümüne aktarılması konusunda görüş birliğine
varıldı. Ancak, bu görüş birliği de genel kurulun sonlarına doğru
“zamanın yetmemesi” bahanesiyle yok sayıldı. Komisyon tarafından genel
kurula getirilmiş olan önergelerin hepsi EMO Merkez Genel Kuruluna
götürülmek üzere “dilek ve temenniler” bölümüne aktarıldı. Böylelikle,
yaklaşık sekiz saat süren 37. Genel Kurul örgütle ilgili tek bir karar
alınmadan bitirilmiş olundu.


Seçimin
Galibi “Mavi Liste”


Elektrik
Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi seçimleri ise 21 Şubat 2010 Pazar
günü Karagözyan İlköğretim Okulu'nda yapıldı. EMO İstanbul Şubesi üyesi
2910 kişinin oy kullandığı seçimleri 1057 oya karşılık 1820 oy ile
seçime “mavi liste” ile katılan Demokrat Mühendisler kazandı.


Seçim
sonucunda 37. Dönem Yönetim Kurulu Asıl Üyeler şu isimlerden oluştu:
Erhan Karaçay, Beyza Metin, Nevzat Çeltek, Uğur Ateş Koç, Tigin Öztürk,
Özkan Karataş, İsa Güngör. Yönetim Kurulu Yedek Üyeler ise şu isimlerden
oluştu: Boran Başak Koç, Nihal Türüt, Mehmet Tirgil, Kazım Topaloğlu,
Özgür Sertaç Günay, Cenk Göçer, Nusret Gerçek.


İvme
Dergisi

Balıkesir'de Yine Maden Faciası



Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki bir maden ocağında
metan patlaması meydana geldi. Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'deki
maden ocağında meydana gelen metan yanmasında 17 işçi hayatını kaybetti.
6'sı ağır 18 yaralı var. 46 işçinin çalıştığı vardiya esnasında
meydana gelen patlamada, olay yerine uzak işçilerin zarar görmezken, ilk
etapta hastaneye kaldırılan 5 işçi hayatını kaybetti. Hayatını
kaybedenler arasında bir maden mühendisi de yer alıyor.


İlerleyen saatlerde maden ocağından 12 işçinin cesedi çıkarılırken,
6'sı ağır 18 kişinin yaralı olduğu, durumları ağır olan 6 işçinin İzmir
ve Bursa'daki hastanelere gönderildiği kaydedildi. Maden sahibi Erhan
Ortaköylü, ilk tespitlerinin metan patlaması olduğunu belirtirken,
müdahalenin kendi ekipleri tarafından yapıldığını belirtti. Ortaköylü,
"5 işçi hastanede hayatını kaybetti. 12 işçinin cesedine de ocakta
ulaşıldı. Toplam 17 kaybımız var. Şu anda bütün ocak temizlendi. İşletme
müdürüyle toplantı halindeyiz. Kesin olamamakla birlikte metan yanması
deniyor. Teknikçi arkadaşlardan bana gelen bilgiler, örnek ocaklardan
biri olduğumuz ve erken uyarı sisteminin çalışır halde olduğuydu. Bir
değerlendirme yapacağız. Hepimize geçmiş olsun. Kaybettiğimiz
arkadaşlarımızın ve bizim günahlarımızı Allah affetsin. Yaralı
arkadaşlar Balıkesir ve Dursunbey'deki hastanelerde tedavi altındalar.
Sağlıklı oldukları haberleri geliyor" şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan
da yaptığı açıklamada ocağın 20 gün önce denetlendiğini açıkladı.


Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı Ömer Dinçer yaralı ziyaretinden
sonra yaptığı açıklamada bir yanlışlık olduğunu ve ölen madenci
sayısının 17 değil, 13 olduğunu söyledi. 4 kişinin durumunun kritik
olduğunu ve 2 kişinin hayati tehlikeyi atlatamamış olduğunu da belirtti.


Şen Madencilik Sanayici ve Ticaret A.Ş'ye (Şentaş Madencilik) ait
Odaköy'deki kömür ocağında, 1 Haziran 2006'da grizu patlaması
yaşanmıştı. Patlamada, 17 işçi hayatını kaybetmiş 7 işçi de
yaralanmıştı. Olaydan bir gün sonra Manisa'nın Soma ilçesindeki Ege
Linyit İşletmesi'nden gelen 5 kişilik bilirkişi heyetinin yaptığı
inceleme sonucunda, maden ocağında havalandırmanın yeterli olmadığı ve
patlamaya antigrizu özelliği taşımayan elektrik kablolarının neden
olduğu bildirilmişti.


Balıkesir'de meydana gelen ve 13 işçinin ölümüyle sonuçlanan
patlamanın meydana geldiği maden sahası ve çevredeki sağlık
kuruluşlarında yanılk ünitesinin bulunmadığının ortaya çıkması Maden
Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mehmet Torun ile AKP Balıkesir
Milletvekili Cemal Öztaylan arasında tartışma yarattı.

Maden çeverisindeki hastanelerde yanık ünitesinin bulunmadığını
açıklayan Torun'a Öztaylan bir TV kanalında şu şekilde cevap verdi:

“'Yanık merkezi ve uzman doktor bile yok' eleştirisini abesle iştigal
olarak değerlendiriyorum. Balıkesir ve Bursa'da bile yokken Dursunbey'de
olmasını beklemesinler. Topladıkları aidatla lütfen oraya bir yanık
merkezi kursunlar, biz de onların ellerini ayaklarını öpelim”

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun Öztaylanın sözlerine
şu şekilde cevap verdi:

“Duyunca beynimden vurulmuşa döndüm. Bu çok talihsiz, çok yaralayıcı bir
açıklama. Bir milletvekiline yakıştıramadım. Böyle bir zamanda bir
vekille şahsi polemiğe girmek istemiyorum ama bu da söylenecek laf
değil. İçimiz yanıyor, canımız yanıyor. Kimse böyle laflar edip
vicdanları kanatmasın. Dünyanın her yerinde böylesi bir kömür havzasında
tam teşekkülü hastaneler vardır. Ben sadece bunu hatırlattım. Öyle ki
birçok madenci arkadaşımız da hastanelerde can verdi, birçoğu da yaşamla
pençeleşiyor. Bu üniteleri devlet değil de meslek odaları mı yapacak?”


2007'de Odaköy'deki maden kazaları ile ilgili açıklama yapan maden-iş
sendikası başkanı, Odaköyde 5 maden bulunduğunu ve bu madenlerin
tamamının Ertan Ortaköylü'ye ait olduğunu belirtmişti. 24 Şubat 2007'de
meydana gelen kazada 3 işçinin daha ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili
Maden-İş sendikasının yaptığı açıklama şöyleydi: ''Erhan Ortaköylü'ye
ait olan ve taşeronlar eliyle işletilen bu maden ocaklarında bini aşkın
maden işçisi, her türlü denetim ve gözetimden uzak, her türlü işçi
sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun, insanlık dışı koşullarda
ölüm riskiyle yüzyüze çalıştırılmaktadır. Bu ocaklarda, en küçük işçi
sağlığı ve iş güvenliği önlemine bile maliyet unsuru olarak bakılmakta
ve ocaklar 21. yüzyılda, ortaçağ ilkelliğinde işletilmektedir. Maden
ocaklarını ortaçağ ilkelliğinde, derebeyi gibi işletmeye alışmış olan
sahaların sahibi Ertan Ortaköylü ve taşeronları işçilerin Anayasal
haklarını, işçi sağlığı iş güvenliği ile ilgili tüzük ve yönetmelikleri
deyim yerindeyse hiçe saymaktadır. İşveren kendisi "işçilerle
helalleşerek ocağa indirdiğini" söylüyor. Kendisi de bir anlamda ocağın
ölüm ocağı olduğunu kabul ediyor. Bu ocakların düzenli bir biçimde
denetlenmesi gerekiyor. Bu ocaklar ilgili yasa ve tüzüklere uygun
biçimde denetleniyor olsa, mevcut koşullarda üretim yaptırılmamaları
gerekir. Ne yazık ki, denetlenmiyorlar. Mevcut müfettiş sayısı ve işyeri
sayısı gözönüne alındığında, bir işyerine denetim elemanı 10 yılda bir
geliyor. Tabii ki, insan hayatını hiçe sayan, en küçük bir önlemi bile
maliyet unsuru gören Odaköy maden ocaklarındaki gibi işverenler de bu
nedenle, yasaların, tüzüklerin gereklerini hiçbir zaman uygulamıyor.
Maden ocakları iş riski , toplu ölümlere yol açan iş kazası riski en
yüksek işyerleridir. Bu işyerlerinin sürekli denetim ve gözetim altında
olması gerekir. Bu işyerlerinin sendikalaşması sağlıklı, güvenli iş
ortamlarının oluşmasını sağlayacak sürekli denetim için en etkili
yoldur.'' demişti.


2006'da ki kazadan sonra açıklama yapan Maden Mühendisleri Odası
yetkilileri yaptıkları inceleme sonucu şu sonuçlara varmışlardı:


Ocakta havalandırmanın yetersiz olduğuYapılan bakanlık denetiminden sonra eksikliklerin giderilmediği ve
bakanlık yetkililerinin bunu kontrol etmediğiDeneyimsiz ve eğitimsiz personelin istihdam edildikleri

İvme Dergisi

TEKEL İşçileri'nin Direnişine Destek Eylemimizi Gerçekleştirdik



7 Şubat 2010 saat 18.30 da Basın Açıklamasıile
Mühendis, Mimar ve Planlamacılar olarak başlattığımız TEKEL İşçileri'nin
direnişine bir günlük destek eylemimizi gerçekleştirdik. Kölelik yasası
4/C'ye karşı Ankara'da iki aydır direnen TEKEL işçilerinin çadırlarını
teker teker dolaşarak bu onurlu direnişlerine destek olmaya çalıştık.
Aslında TEKEL işçilerinin bu haklı ve onurlu direnişine bir günlük açlık
grevi
ile destek vermeyi planlamıştık, ancak TEKEL işçileri 17 Şubat
itibariyle açlık grevlerine son verdikleri için bizler de açlık grevi
desteğimizi gerçekleştiremedik.

Bizler, bir yandan iktidarın müdahale tehditlerine ve
baskılarına, diğer yandan Ankara'nın soğuğuna ve ayazına rağmen ekmek
kavgasından vazgeçmeyen; genç, yaşlı, çoluk, çocuk demeden Türkiye'nin
dört bir yanından gelerek işyerlerinin özelleştirilmesine karşı özlük
hakları ve kamu kurumlarına geçiş haklarının korunması için mücadele
veren TEKEL İşçilerini buradan da selamlıyoruz.

2 Mart 2010 Salı

Basın Açıklaması: TEKEL İşçilerine Destek İçin Açlık Grevindeyiz...



AÇLIK GREVİNDEYİZ…

DİRENEN TEKEL İŞÇİSİ KAZANACAK

Bizler Mühendislik,Mimarlık ve Planlamada +İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri, okurları ve emekçileri olarak, kölelik yasası 4/C'ye karşı Ankara'da iki aydır direnen TEKEL işçilerinin onurlu direnişine destek olmak için TEKEL çadırlarında bir günlük AÇLIK GREVİNDEYİZ.

TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR
TEKEL İŞÇİSİ DİRENİŞİN SİMGESİ
DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ
MÜHENDİS MİMAR EMEKÇİYİZ TEKEL İŞÇİSİYLE BİRLİKTEYİZ

BASIN AÇIKLAMASI VE AÇLIK GREVİ BAŞLANGICI
TARİH:
17 ŞUBAT 2010-ÇARŞAMBA
YER:
TÜRK-İŞ ÖNÜ
SAAT:
18:30