Ahmet Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2009 Pazartesi

Çeber Davasında Skandal

Engin Çeber'in işkenceyle ölümüyle ilgili davanın en kritik duruşmasında ses kayıtlarının yapılamadığı anlaşıldı. Duruşma sil baştan görülecek...

İSMAİL SAYMAZ
Engin Çeber’in işkence sonucunda ölümüne ilişkin davanın son duruşmasında ‘sesli kayıt yapılamadığı’ ortaya çıktı. Mahkeme, son duruşmada son derece kritik ifadeler veren tanıkların ‘yeniden dinlenmesine’ karar verdi. Kayıtların kasten silindiği kaygısını taşıyan avukat Taylan Tanay şaşkın. Tanay “Şimdi tanıklar tekrar çağrılacak. Peki ya ölmüşlerse, ifadelerini değiştirirlerse, tehdit edilirlerse bunun hesabını kim verecek?” dedi.
Bu Çeber olayındaki ilk ‘teknik aksaklık’ da değil.
Çeber davasında daha soruşturma aşamasında Metris Cezaevi’ndeki kamera sistemine elle müdahale edildiği, Çeber’e ait kayıtların son anda kurtarıldığı ortaya çıkarıldı. Son duruşmada da Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi’ne ait görüntü kayıtlarının orijinal haliyle değil, ‘ayıklanarak’ gönderildiği saptandı.

Radikal’in ‘tutanağı’ var
Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi ve Metris Cezaevi’nde kalan Engin Çeber’in işkenceyle ölümüyle ilgili son duruşma 22 Temmuz’da Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Çeber’le aynı koğuşu paylaşan Murat Gevrek, Ahmet Aksu, Adem Halil, Rasim İltaş ve Gıyasettin Şakiroğlu ile avukat Ömer Kavili dinlendi.

‘Adamı komposto ettiler’
Radikal muhabirinin tuttuğu duruşma notlarına göre Gevrek, 7 Ekim 2008 sabahı ayakta sayım vermeyen Çeber’in öldüresiye dövüldüğünü belirtti:
“Konuşmasına fırsat bırakmadan kafasına kafasına vurdular. İki dakikada adamı komposto ettiler!” Gevrek, başmemur Selahattin Apaydın’ı “Olayı hızlandıran kişi” olarak teşhis etti. Ahmet Aksu’ysa “Birkaçı vurmaya başladılar. Nefes alamıyordu” dedi.
Gıyasettin Şakiroğlu ölümcül dayağı, “Selahattin direkt saldırdı. Ense köküne vurdular” diye anlattı. Şakiroğlu, dayak bitimi, kapıda bekleyen birinin, “Sayım için ayağa kalkmayanlar bu şekilde cezalandırılacaktır” dediğini duyduğunu söyledi. Mahkeme başkanı, bu sözü kimin söylediğini sorunca sanık cezaevi müdürü Faruk Karaosmanoğlu’nu gösterdi. Diğer tanıklarsa “Bu sözü duyduk ancak kim söyledi, bilmiyoruz” diye ifade verdi.

Görüntü var, ses yok
Çeber davası avukatları, görüntülü ve sesli kaydedilen duruşmanın tutanağını almak üzere Bakırköy Adliyesi’ne gittiklerinde skandal bir yanıtla karşılaştı. Avukatlara teslim edilen duruşma tutanağında şu ifadeler yer aldı:
“Kayıt sırasında bilinmeyen bir nedenle tespit edilemeyen şekilde gerçekleşen teknik bir nedenle sadece görüntü kayıtlarının var olduğu, ses kaydının bulunmadığı görülmüştür.”
Firma yetkilileri de ses kaydı yapılmadığından duruşma dökümünün alınamayacağını belirtti. Bunun üzerine mahkeme, 5 Ekim’deki duruşmada tanıkların yeniden dinlenmesini kararlaştırdı.

Silindi mi?
Avukat Taylan Tanay, şu haliyle son Çeber duruşmasının yok hükmünde olduğunu söyledi:
Mahkeme başkanı, bir teknik uzmanı ve zabıt kâtibi kayıtları takip ediyor. Bilinmeyen bir sebep, deniyor. Bİlinmeyen sebep olur mu? Kayıtların silinmesinden kuşkulanıyoruz. Çünkü duruşmada cezaevi müdürünün sorumluluğu tüm çıplaklığıyla açığa çıkmıştı. Şimdi tanıklar tekrar çağrılacak. Peki ölmüşlerse, ifadelerini değiştirirlerse, tehdit edilirlerse hesabını kim verecek?”

Dink davasıyla başlamıştı
Halen davalarda iki türlü kayıt tutuluyor. 1) Sesli görüntülü. 2) Yazılı tutanak olarak.
Sesli görüntülü duruşma ilk olarak AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink duruşmasında kullanıldı. Ardından Ergenekon davalarının duruşmaları sesli ve görüntülü kayıt altına alındı. Bu davalarda, duruşmalar görülürken, kayıt altına alınıyor. Avukatlara ve taraflara duruşmanın tutanakları aynı gün değil, çözüm yapıldıktan sonra da veriliyor.
Aslında avukatlar bu konuda sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü kimi zaman sesli kayıt çözümleri uzun sürebiliyor. Yazılı not tutulan duruşmalardaysa tutanaklar duruşmadan sonra hemen veriliyor.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=9506..

14 Eylül 2009 Pazartesi

Engin Çeber'in Mahkemesi Görüldü

Engin İçin Adalet Arayışı Sürüyor...

Yürüyüş dergisi dağıtırken polis kurşunuyla sakat bırakılmıştı Ferhat Gerçek ve Engin Çeber, Ferhat için adalet mücadelesi sürdürürken gözaltına alınmış ve İstinye Muhsin Bodur Polis Karakolu'nda, Metris Hapishanesi'nde gördüğü işkenceler sonucu hayatını kaybetmişti.

Engin Çeber'in mahkemesi 22 Temmuz 2009, Çarşamba günü devam etti. Sabah saat 10.00'da Bakırköy Adliyesi önünde toplanan Halk Cepheliler "Adalet İstiyoruz", "Halkız Haklıyız Kazanacağız", "İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek", "İşkence Yapmak Şerefsizliktir", "Güler Zere Serbest Bırakılsın", "Ferhat'ı Vuranlar Engin'i Katledenler Cezalandırılsın" sloganları attılar.

Ardından Halk Cephesi imzalı açıklamayı Cavit Akbuğa okudu. Açıklamada baskılara, insanlık dışı yaptırımlara boyun eğmeyenlerin; vatanının bağımsızlığı, halkının özgürlüğü için sömürüye ve zulme karşı mücadele edenlerin kurşunlandığına vurgu yapılarak, AKP iktidarının iki yüzlü, işkenceci, katliamcı yüzü teşhir edildi. "Biz özür değil, merhamet değil adalet istiyoruz. İşbirlikçi AKP iktidarının kendi yasalarını uygulamasını, Güler Zere'nin derhal serbest bırakılmasını, Ferhat'ı vuranların, Engin'i katledenlerin cezalandırılmasını istiyoruz." dendi. Açıklamaya 130 kişi katıldı.

Duruşmada Engin'le aynı koğuşta kalan adli tutuklular Murat Gevrek, Gıyasettin Şahinoğlu, Ahmet Aksu, Adem Halil, Rasim İltaş tanık olarak dinlendiler.

Murat Gevrek,

"Polis askere teslim ederken; bunlar terörist, bunlar dağda adam öldürüyorlar" demiş. Askerler de dövmüş. Karantinada da dövmüşler. Koğuşa geldiğinde mosmordu ve üstü sırılsıklamdı. Engin bize neden ayakta sayım vermediğini anlattı. Biz başlarda ona hasta gözüyle bakıyorduk. Hatta gardiyanlara da söylüyorduk, bu çocuk hasta, o yüzden ayakta sayım vermiyor dedik. Daha sonra Engin bizi uyardı. Hasta muamelesi yaparak onurunu incittiğimizi, kendisinin bir amaç uğruna burada olduğunu ve siyasi tutsak olduğu için ayakta sayım vermediğini söyledi. Engin"in hastaneye kaldırıldığı günün sabahı on on beş gardiyan koğuşa girdiler. Biz yukarı çıktık. Engini aşağıda komposto ettiler. Aşağıdan patırtı kütürtü geliyordu. Aşağı indiğimizde Engin baygın halde yerde yatıyordu. Biz Engin'e doğru yönelmiştik. Baş gardiyan çıkarken birisi "ayakta sayım vermezseniz siz de bu şekilde cezalandırılacaksınız dedi."

şeklinde konuştu.

Murat Gevrek ayrıca Engin'in kafasına ve ense köküne vuran tutuklu baş gardiyanı da teşhis etti. İşkencecilerin avukatları Murat Gevrek'in daha önceki ifadelerinde işkence yapanların içinde baş gardiyanı söylemediğini ve bu durumun çelişkili olduğunu söylediler. Bunun üzerine Murat Gevrek, "Sonuçta ben de tutukluyum ve can güvenliğim gereği söylemek istemedim ama daha sonra vicdanım elvermedi. Sonuçta o da bir can." dedi.

Tanıklık yapanlardan Ahmet Aksu, Engin'in savcılığa gönderilmek üzere yazdığı ve yaşadığı işkenceleri anlattığı mektubunu güvenlik gereği ayakkabısında sakladığını ve daha sonra savcılığa verdiğini söyledi. Müdahil avukatlardan Taylan Tanay'ın, "Mektubu neden ayakkabınızda sakladınız?" sorusu üzerine Ahmet Aksu, "Güvenlik gereği. Başka nereye koyacaktım, her yeri didik didik arıyorlar." dedi.

İfade veren diğer adli tutuklular da Engin'in koğuşa geldiğinde mosmor ve kafasında yarıklar olduğunu, yemek yiyemediğini, sürekli kustuğunu ve hastaneye kaldırıldığı sabah da dövüldükten sonra baş gardiyanın, "Ayakta sayım vermezseniz siz de bu şekilde cezalandırılacaksınız." dediğini söylediler.

Duruşmada tanık olarak dinlenenlerden birisi de avukat Ömer Kavilli'ydi. Ömer Kavilli, "O gün İstanbul Barosu'ndan arandım ve polis merkezine gitmem istendi. Karakola gittiğimde İstanbul Barosu'ndan geldiğimi söylememe rağmen dışarıdaki nöbetçiye kadar büyük bir öfkeyle karşılandım. "Kim o, niye gelmiş?" şeklinde azarlandım. İçeri girdiğimde sağda, zeminde 35 yaşlarında bir bayan yatıyordu, kendinde değildi. Ayrıca 25 yaşlarında bir genç kollarından ve bacaklarından tutulmuş dövülüyordu. Nezarettekilerle görüşmek isteyince de azarlandım. Nezarettekiler slogan atıyorlardı. Engin'in kafası kızarıktı ve konuşurken tutuluyordu." dedi.

Daha sonra ara kararlar açıklanarak mahkeme 5 Ekim 2009 tarihine ertelendi.

Duruşmanın ardından av. Taylan Tanay basına açıklama yaptı. Tanay; işkence suçundan yargılananların yasa gereği özel güvenlikli hapishanelerde tutulması gerektiğini ancak söz konusu sanıkların Paşakapısı Cezaevi'nde tutulduğunu, mahkemenin bu konuyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe yazma kararı aldığını söyledi. Tanay, ayrıca Erol Zavarlar'ın, Güler Zereler'in ölmemesi için bugün saat 13.30'da ÇHD(Çağdaş Hukukçular Derneği) olarak Adli Tıp önünde yapacakları basın açıklamasına çağrı yaptı.