Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2010 Salı

Yunanistan'da Grev ve Çatışmalar



Yunanistan'da Grev ve Çatışmalar


Atina'da gerçekleşen hükümet karşıtı yürüyüş
sırasında üniversite işgal eylemi yapmak isteyenlere Yunan polisi göz
yaşartıcı gazla karşılık verdi.


Çarşamba günü yaşanan çatışmalar başkentte
gerçekleşen ve en az 20000 kişinin katıldığı gösterilerin sadece yan
görüntülerinden biriydi. Gösteriler hükümetin ulusal borç krizini aşmak
üzere harcamaları kısmak istemesini protesto etmek için yapılmıştı.


Bir polis görevlisi tarafından “50 kişiden oluşan
gençler üniversite binasını işgal etmek ve isyan etmek istediler, polis
onları durdurmak için göz yaşartıcı gaz kullandı” şeklinde Reuter haber
ajansına bilgi verildi.


Kendilerini takip eden polise taşlar ve alev bombalarıyla karşılık verdiler, etraftaki bazı dükkanlar da zarar gördü.


Hizmetler durdu


Gösteriler, maaşların dondurulması, emeklilik
yaşının yükseltilmesi ve vergilerdeki artışlara tepki amacıyla hem kamu
hem de özel sektördeki sendikalar tarafından ülke çapında yapılan
grevin ortasında gerçekleştirildi.


Özel sektör sendikası GSEE'nin başkanı Yannis
Panagopoulos
mitingin amacını “Bugün, Avrupa'nın gözü üzerimizde, bugün
umut ve gelecek için gösteri yapıyoruz … tedbirleri iptal ettirmek
için,” şeklinde açıkladı.


Çarşamba günü yapılan eylem sonucu kamu hizmetleri durdu, uçuşlar durdu, kamu taşımacılığı tamamen durma noktasına geldi.


Yunanistan'ın ikinci büyük şehri Selanik'te yaklaşık
7000 kişinin katıldığı ikinci bir miting gerçekleşti. Atina'daki Al
Jazeera temsilcisi Barnaby Phillips protestolara katılımın oldukça
etkileyici olduğunu söyledi.


“Burada en önemli olan toplumun ne kadarının
hükümeti ekonomik krizle başedebilmek üzere katı programı
gerçekleştirmeyi denediğinde desteklemeye devam edeceği veya toplumun
ne kadarının hükümeti desteklemeyi bırakıp, karşı koyduğuna karar
vermek.”


Phillips, “Bu hala yanıtlanmamış bir soru. Ekonomik krizin aylarca süreceğini düşünüyorum.” şeklinde tespitte bulundu.


Bu eylem geçen Ekim'de seçimleri kazanan Sosyalist hükümete karşı yapılan ilk ortak grev.


36 Yaşındaki Michalis Korileos, AP haber ajansına
neden grev yaptığını şöyle açıkladı: “Çünkü diğerleri paramızı çaldı,
borçları ödeyenlerse biz olacağız” dedi.


“Maaşımızı kesiyorlar ve büyütmem gereken iki çocuk var, bu zor.”


Grev, AB görevlilerinin Yunanistan'ı iki basamaklı
bütçe açığını kapatmak üzere doğru yolda olup olmadığına karar vermek
üzere ziyaret ettiği döneme rast geldi.


Başbakan yardımcısı Theodoros Pangalos BBC'ye
hükümetin grevden endişelenmediğini ve ekonomik plan için kararlı
olduğunu söyledi.


Yunanistan'ın diğer ülkelere yönelik iddiaları da
var. İkinci dünya savaşından sonraki süreçle ilgili olarak, verilen
tazminatların yetmediğine dair söylemler dillendirilmeye başlandı. Bu
ekonomik kriz ve sorunlar Avrupa Birliği'nde yeni tartışmaları da
beraberinde getiriyor. Kriz derinleştikçe ülkelerin birbirlerine karşı
eleştirileri artıyor.


Yunanistan'daki yoğun borçlanmanın Avrupa
Birliği'nin diğer bazı ülkelerinde de olduğu görülüyor. Sıranın
İtalya'da olmasından endişe ediliyor. Bu borçlanmanın olumsuz
etkilerini gizlemek üzere rakamlarla oynamaların yapıldığına dair
iddiaların çıktığı Yunanistan, bu ekonomik sorunları emekçilerin
sırtına yıkmaya çalışıyor. Bu nedenle Avrupa Birliği'nden de diğer
ülkelerin faiz oranlarıyla eşit faiz oranıyla borç para alabilmek için
politik bir destek bekliyor.


Avrupa Tedirgin


Avrupalı işçiler arasında maaşlar ve iş güvencesi
korkularının artmasıyla, geçen hafta diğer farklı ülkelerde de
protestolar ortaya çıktı.


Fransa'da hava trafik denetleyicileri Salı günü başladıkları grevi
Çarşamba günü de devam ettirdiler, bu grev Paris'in iki ana
havalimanında yoğun gecikme ve iptallere neden oldu. Eylemin gerekçesi,
çalışanların, planlanmış reformların iş kaybı ile sosyal hizmetlerde
azalmaya neden olacağını düşünmesiydi.


Almanya'da Lufthansa pilotları grevlerini
bitirdiler. British Airways kabin görevlileri kendi grevlerini
başlatmak üzere oy kullandılar.


İspanyalı çalışanlar emeklilik yaşını arttırma
planlarına karşı Salı günü bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Başkent
Madrid'teki gösteride katılımın az olması, ülkedeki sendikaların
zayıfladığını düşündürdü.


Portekiz'in ikinci büyük sendikası Pazartesi günü
hükümeti, kamu sektöründeki maaşların dondurulmasını bu yılın ötesine
taşıması durumunda önümüzdeki günlerde grev yapacağına dair uyardı.


Çek Cumhuriyeti'ndeki ulaşım işçileri sendikaları
Salı günü grev yapmaya ve başkent Prag'da Pazartesi günü yeni getirilen
vergiyi protesto etmeye karar verdiler.


Tüm bu yürüyüş ve eylemler, çalışma koşulları ve
ücretler konusunda geniş kapsamlı bir rahatsızlığın son
göstergeleridir. Kıtanın geleceği küresel anlamda yaşanan krizin
etkilerinden oldukça etkilenmiş gözüküyor. Bu dönemin kıta ve Avrupa
Birliği'nin geleceği açısından oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.


16 ülkeli Avrupa birliğinde işsizliği %10 civarında, en yüksek işsizlik İspanya'da %19 düzeyinde gözüküyor.


İvme Çeviri Grubu


Kaynak: Al Jazeera, AFP, BBC, Reuter, AP ve diğer ajanslar

30 Ekim 2009 Cuma

France Télécom’da Hiç Bu Kadar Az İntihar Olmamıştı(!) (*)

Fotoğraftaki Karikatür: Sizden çalışarak ölmenizi bekliyoruz, intihar ederek değil!

Geçtiğimiz Eylül ayının 28’inde France Télécom’da bir intihar yaşandı. Bu olayın Fransızlarda şok etkisi yaratması gerekirken, öyle olmadı. Bazı sosyalist çevreler dışında bu konu yeterince önemsenmedi. Her zaman olduğu gibi olaya “bireysel bir olay” olarak yaklaşılarak, konu kişinin psikolojik sorunlarına indirgendi. Kimi zaman da müdürlerin çalışanlara karşı “sertliği” ön plana çıkarıldı. İntihar eden çalışanın o akşam şirket doktoruyla görüşmesi ise farklı yönlere çekildi. Ancak bu yanıltıcı açıklamalar boşuna bir çabaydı çünkü sayılar yalan söylemedi ve bu olayın France Télécom'da bu yıl içerisinde yaşanan 12. intihar olduğunu herkese hatırlattı.

Bu kadar kişinin intihar etmesi elbette normal değildi, ters giden bir şeyler mutlaka vardı. Bu intiharı bireysel bir olay olarak yansıtma çabası sayılar karşısında teslim bayrağını çekmek zorunda kaldı ve yapılan araştırmalar oldukça çarpıcı bir noktayı ortaya çıkardı: Bu şirkette hiç bu kadar az intihar olmamıştı!

Şirket tarafından da onaylanan, geçen yılların istatistiklerine göz attığımızda; sayılar bize durumun gerçekten vahim olduğunu gösteriyor:

  • 2000: 28 intihar-çalışan kişi sayısı 130 000 (intihar oranı: 0,021%)

  • 2001: 23 intihar-çalışan kişi sayısı 122 000 (0,018)

  • 2002: 29 intihar-çalışan kişi sayısı 116 500 (0,024)

  • 2003: 22 intihar-çalışan kişi sayısı 116 000 (0,019)

  • 2004-2007: Bilinmeyen bir nedenle bu yıllar arasındaki veriler açıklanmamıştır.

  • 2008: 12 intihar-çalışan kişi sayısı 92 000 (intihar oranı: 0,013%)

  • 2009: 12 intihar

İntiharların yanında göze çarpan bir diğer nokta da yıllar boyunca azalan çalışan sayısı. Tam da bu azalmadan hareketle “Neden?” diye sorguluyor “Yeni Antikapitalist Parti” (NPA). Bizleri 13 yıllık bir kapitalist gelişim tarihi dersine tâbi tutarak.

1996 yılı bu büyük şirket için bir dönüm noktasıydı. Şirketin özelleştirilmesi ile ilgili ilk adımlar bu yılda atıldı. Şirkete ortak olacaklar, çalışan sayısının fazla olduğunu, bu sayının azaltılması, daha az çalışanla daha “verimli” çalışılması gerektiğini düşünüyorlardı.

Bunun için çok “işlevsel” bir çözüm yolu bulundu, değişik bir “zorla emekli etme” yöntemi uygulandı: “Contrat de Fin Carrière” (CFC - Kariyer Sonu Kontratı). Bu yönteme göre o sırada şirket bünyesinde bulunan 55 yaş ve üstü çalışanlar maaşlarının %85'ini kabul ederek emekliliklerine kadar şirkette kalabileceklerdi. Böylece çok tepki çekmeden, sayılardan da anlaşılacağı üzere yıllara yayılan bir “temizlik” yapıldı.

Sonra mı? Sonrası da çok şaşılacak türden değil. Temizlik bittikten sonra 2006'da bu uygulamaya son verildi. Artık daha modern çözümler üretilecekti. 38 yaşından büyük kadın ve 53 yaşından büyük erkek çalışanlara değişik şekilde “soğutma” yöntemleri uygulanacaktı. Şirketten soğuyanlar işten ayrılmak zorunda kalacaklardı. Öyle de oldu. Böylece çok “dinamik”, “verimli” çalışan bir France Télécom halkına “hizmet” etmeye başladı.

Yıllar boyunca devam eden intihar olayları bir iki “sert mizaçlı” yönetici sorununa indirgenemez. İnsanları kullanılabilecek bir makine olarak gören, sağlıklarını hiç sayan, onları sömürebildikleri kadar sömüren bu sistemdir asıl katil olan.

İntihar olaylarının France Télécom’da oran olarak azalması ise bizi yanıltmasın. Fransa'da işsizlik nedeniyle intihar edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Böylece France Télécom kendi bünyesinde intihar etmeyen işsizler ordusundan sorumlu olmuyor.

Ne mutlu ki France Télécom’da intihar olayları azalıyor (!).

* Rue89.com’da atılan başlık.

Kaynaklar

Le Monde

Rue89.com

NPA (Yeni Antikapitalist Parti)

Derleme ve Çeviri: İvme Çeviri Grubu