Öğrenci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğrenci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

Ankara Demokrat İnşaat Mühendisleri Adaylarını Açıkladı




Rant gruplarının otoriter, hesap vermeyen, bürokratik yönetim anlayışına karşı,Gücünü üyesinden alan, katılımcı, şeffaf, üretken, emekten ve halktan yana bir İMO için 19. Dönem İMO Ankara Şube Yönetimine Adayız

Mesleki demokratik kitle örgütü olan odamızın; mesleğimizin geliştirilmesinde, meslektaşlarımızın giderek artan hak gasplarına karşı çıkarlarının korunmasında, sorunlarının sahiplenilmesinde ve bu sorunların çözümü için mücadele edilmesinde önemli bir rolü olması gerekirken, mevcut yönetim anlayışı tarafından bu rolünden giderek uzaklaştırılmaktadır.

Ekonomik krizin bedelinin, ücretli mühendislerin de bir parçası olduğu, emeğiyle geçinen tüm kesimlere ödetildiği bir dönemden geçmekteyiz. Bugün, üye tabanımızın büyük çoğunluğunu oluşturan ücretli ve işsiz mühendisler, üyelerimiz arasında krizden en çok etkilenen, hak kaybına en çok uğrayan kesimlerdir. Ancak, İMO Ankara Şubesi'ndeki mevcut yönetim anlayışı odanın esas tabanını oluşturan bu kesimlerden kopmuş, üye tabanının çıkarlarını sisteme karşı korumaktan uzaklaşmıştır.

Bugün İMO'da gücünü üyesinden alan, emekten yana bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğu açıktır. Şube politikalarının belirlenmesinde mesleğin doğrudan uygulayıcıları olan ve meslek yaşamında sorunlarla karşılaşan ücretli, emekçi, mühendislerin görüşlerinin ve çıkarlarının temel alınması; oda-üye bağının güçlendirilmesi gerekmektedir.

Demokrat Mühendisler Platformu olarak, üyelerimizle bağ kuracak, üyelerimizi odaya katacak mekanizmaları yaratmak için çaba göstereceğiz, hak gasplarına uğrayan üyelerimize yanlarında olduğumuz güvenini vereceğiz, öğrenci üyelerimizin akademik-demokratik mücadelelerinde onların yanında yer alacağız, kadın üyelerimizin cinsel kimliklerinden dolayı maruz kaldıkları baskı ve şiddete kayıtsız kalmayacağız.

Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunlarını çözerken katılımcılığı esas alacak, birlikte düşünme ve birlikte karar alma mekanizmalarını harekete geçirmek için örgüt içi işleyişimizi en demokratik şekilde kuracağız. Üyelerimizi müşteri olarak gören anlayışların aksine enerjimizi ve oda kaynaklarını üyelerimizin hizmetine sunacağız.

Örgüt içi demokrasiyi sindirememiş, tek adamcılığı öne çıkaran, eleştiriye tahammül edemeyen, odaları kendi mülkleri olarak gören anlayışları, oda ağalığını reddediyor ve demokratik, şeffaf, katılımcı bir İMO Ankara Şubesi yaratmak istiyoruz.

Aşağıda, isimleri alfabetik sıraya göre yazılan yönetim kurulu adaylarımız odayı tek başlarına “yönetmeye” aday değildir. Ortak zeminde buluştuğumuz aşağıdaki meslektaşlarımızın hepsi başkan, hepsi sekreter, hepsi sayman, hepsi üyedir.

Adaylarımız (İsimler alfabetik sırayla yazılmıştır):

A. Feza Karahan (Kamu Çalışanı, Karayolları)
Ayşegül Ercan (Kamu Çalışanı, DLH)
Başar Kurt (Kamu Çalışanı, DSİ)
Cem Cüneyt Uğur (Öğretim Görevlisi, ODTÜ)
Evrim Zorlu (Kamu Çalışanı, DSİ)
Fahrettin Çuğu (SSK Emeklisi, Özel Sektör)
Harun Deniz Ölmez (İşsiz Mühendis)
İrem Yüksekol (Ücretli Çalışan, Özel Sektör)
İsmail Ozan Demirel (Araştırma Görevlisi, ODTÜ)
Mete Işıkoğlu (Bilimsel Araştırma Uzmanı, ODTÜ)
Murat Çeşme (Kamu Çalışanı, DSİ)
Necat Özgür (Kamu Çalışanı, Özel Çevre Koruma Kurumu)
Paşa Öztürk (Kamu Emeklisi, Karayolları)
Uğur Kurtçu (Ücretli Çalışan, Proje Bürosu)
Utku Çil (Ücretli Çalışan, Proje Bürosu)

DEMOKRAT MÜHENDİSLER PLATFORMU

6 Kasım 2009 Cuma

İvme-Genç: Mühendislik, Mimarlık Öğrencisi Arkadaşlarımızın Yanındayız

TMMOB GENÇ ÜYESİ ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ

24 Mayıs 2009 tarihinde, ikisi Makina Mühendisleri Odası öğrenci üyesi, biri Jeoloji Mühendisleri Odası öğrenci üyesi olan 5 kişi, katıldıkları demokratik eylem ve etkinlikler bahane edilerek tutuklanmıştır. Tutuklanma sebepleri ODTÜ’de geleneksel hale gelen, her yıl yüzlerce öğrenciyle birlikte stadyuma mumlarla ‘DEVRİM’ yazılan yürüyüşe katılmaları, KESK ve DİSK tarafından düzenlenen emek, barış ve demokrasi mitinginde bulunmaları, YÖK’ü protesto etmeleri, eşit, bilimsel, parasız, anadilde eğitim istemeleridir. ODTÜ yemekhanesinde öğrencilerin gizlice fotoğraflarını çeken JİTEM elemanının yakalanıp teşhir edilmesinden hemen sonra yapılan operasyonla tutuklanan arkadaşlarımızın duruşması 6 Kasım’dadır.

Bugün üniversitelerde devrimci-demokrat gençlik, eğitimin piyasalaştırılmasına; halkın sorunlarından kopuk, bireyci, bencil, çıkarcı, apolitik bir gençlik yaratma çabasındaki YÖK’ün politikalarına; soruşturmalara, polisin, jandarmanın, sivil faşistlerin saldırılarına karşı mücadele etmektedir. Düzene karşı verdikleri mücadelenin bedellerini de üniversitelerden atılarak, tutuklanarak ödemektedirler. 24 Mayıs’ta yaşanan tutuklama terörü de bu söylediklerimize sadece bir örnektir. TMMOB’nin mühendislik mimarlık öğrenci çalışmasında birçok eylem ve etkinlikte bir araya geldiğimiz arkadaşlarımız herhangi bir somut nedene dayanmadan tutuklanmışlardır.

Yaşanan bu tutuklama terörüne karşı Mühendislik, Mimarlık Öğrencileri bir basın açıklaması yapmış, arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istemiştir. Ancak öğrenci üyelerinin bütün çabalarına rağmen TMMOB, tutuklananlara sahip çıkmamış ve öğrenci üyelerini yalnız bırakmıştır. TMMOB’nin bugün sahiplendiğini söylediği mücadele geleneği, devrimci-demokrat üniversite gençliğinin mücadeleci ruhunun ve dinamizminin sonucudur. Çünkü devrimci mücadelenin yükseldiği, faşist odakların halkın mücadelesini baskı ve zulüm yöntemleriyle bastırmaya çalıştığı dönemlerde TMMOB, gelecekte üyesi olacak öğrencilerin mücadelesini sahiplenmiştir. Bu nedenle bugün de TMMOB’nin yapması gereken devrimci demokrat üyelerini aynı kararlılıkla sahiplenmektir.

İvme-Genç olarak genel kurullarda birlikte söz istediğimiz, Sinop’ta nükleer santrallere, Ankara’da kentsel dönüşüme karşı birlikte mücadele verdiğimiz, yetkin mühendisliğe karşı üniversitelerde birlikte çalışma yaptığımız, Teoman Öztürk anmalarına birlikte katıldığımız arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyor, yakın bir gelecekte üyesi olacağımız TMMOB’nin de haklı mücadelemizde yanımızda olmasını bekliyoruz.

İvme-Genç

Duruşma tarihi ve zamanı: 6 Kasım 10:00 Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi

28 Eylül 2009 Pazartesi

İvme Genç: Eşit, Parasız, Bilimsel Eğitim İstiyoruz

Bilindiği gibi harçlara % 500’e varan zamların yapılması planlanırken birkaç gün önce yapılan açıklamada harç zammının % 8 olduğu bildirilmiştir.

Şimdi soruyoruz!

1. Araçlarda ÖTV vergisi indirimine giderek zaten parası olan insanları daha ucuz araba sahibi yapan, ayrıca otomobil sektörü patronlarının yüzünü güldüren iktidar, halk çocuklarının pek çok ekonomik sorunu varken (kira, fatura, ulaşım, yiyecek, giyecek, beslenme vb.) ve gerçek kriz biz halk çocuklarını vurmuşken nasıl böyle bir zam yapabilir?
2. Ailelerimizin veya çalışarak okumaya çalışan öğrencilerin maaşlarına % 3 zammı çok gören hükümet nasıl olur da harçlara zam yapabilir?
3. Her 4 gençten 1’i işsiz olmasına karşın bu konu üzerinde çalışmayan hükümet bu gençlerin cebine nasıl elini atabilir?
4. Kriz kapitalizmin kriziyken bunun faturasını halka nasıl mal edebilir?

Bu sorularımızdan önce harçlar üzerinde durmak gerekiyor. Öğrencilerden alınan harç meşru değildir. İşsizliğin had safhada olduğu günümüzde gençlere iyi bir gelecek kurmanın tek yolu olarak üniversiteler gösterilmektedir. Yaratılan bu mecburiyet duygusu üzerinden aileler sömürülmektedir.

Harç ödemeleri, 80’lerin sonunda sembolik olarak –neredeyse bir sigara parası tutarında- çıkarılmış, bugün ise asgari ücreti geçen bir hal almıştır. Harçlar eğitimin ticarileştirilmesinin en önemli araçlarından biridir.

Bugün her yerde mantar gibi biten özel üniversiteler eğitimin nasıl adım adım paralı hale getirildiğinin göstergesidir. YÖK başkanının da dediği gibi tüm üniversiteler yavaş yavaş özelleştirilecektir. “Biz öğrencilere kredi vereceğiz” denerek özelleştirmelere dönük tepkiler azaltılmaya ve halk aldatılmaya çalışılmaktadır. Bugün bile üniversite mezunları iş bulamazken ya da düşük ücretlere çalıştırılırken bu kredinin nasıl ödeneceği belli değildir. Açıkça, parası olmayan üniversiteye gitmesin, halk çocukları okumasın denmektedir.

Eğitim almak her insanın hakkıdır ve bunu devletin ücretsiz ve eşit olarak halka sunma zorunluluğu vardır. Ama egemenler tepkisizliğimize dayanarak bu temel hakkımızı elimizden almaya çalışmaktadır. Her sene harçlara yapılan zamlar da bunun göstergesidir. Bu halk düşmanlığı, bu sömürü zihniyetidir.

Türkiye’de 67 bin okula karşılık 77 bin cami mevcuttur. Bu da işin diğer boyutudur. Halkın dini inançlarını yıllardır sömüren sistem diyanet işlerine eğitime ayırdığından daha fazla bütçe ayırmaktadır.

Biz harçların kalkmasını ve parasız, eşit, bilimsel eğitim almayı istiyoruz. Bunun için mücadelemizi tüm halkımız ile birlikte sürdürmeliyiz.

İVME-Genç

22 Ağustos 2009 Cumartesi

İvme Genç: Eşit, Parasız, Bilimsel Eğitim İstiyoruz

Bilindiği gibi harçlara % 500’e varan zamların yapılması planlanırken birkaç gün önce yapılan açıklamada harç zammının % 8 olduğu bildirilmiştir.

Şimdi soruyoruz!

1. Araçlarda ÖTV vergisi indirimine giderek zaten parası olan insanları daha ucuz araba sahibi yapan, ayrıca otomobil sektörü patronlarının yüzünü güldüren iktidar, halk çocuklarının pek çok ekonomik sorunu varken (kira, fatura, ulaşım, yiyecek, giyecek, beslenme vb.) ve gerçek kriz biz halk çocuklarını vurmuşken nasıl böyle bir zam yapabilir?
2. Ailelerimizin veya çalışarak okumaya çalışan öğrencilerin maaşlarına % 3 zammı çok gören hükümet nasıl olur da harçlara zam yapabilir?
3. Her 4 gençten 1’i işsiz olmasına karşın bu konu üzerinde çalışmayan hükümet bu gençlerin cebine nasıl elini atabilir?
4. Kriz kapitalizmin kriziyken bunun faturasını halka nasıl mal edebilir?

Bu sorularımızdan önce harçlar üzerinde durmak gerekiyor. Öğrencilerden alınan harç meşru değildir. İşsizliğin had safhada olduğu günümüzde gençlere iyi bir gelecek kurmanın tek yolu olarak üniversiteler gösterilmektedir. Yaratılan bu mecburiyet duygusu üzerinden aileler sömürülmektedir.

Harç ödemeleri, 80’lerin sonunda sembolik olarak –neredeyse bir sigara parası tutarında- çıkarılmış, bugün ise asgari ücreti geçen bir hal almıştır. Harçlar eğitimin ticarileştirilmesinin en önemli araçlarından biridir.

Bugün her yerde mantar gibi biten özel üniversiteler eğitimin nasıl adım adım paralı hale getirildiğinin göstergesidir. YÖK başkanının da dediği gibi tüm üniversiteler yavaş yavaş özelleştirilecektir. “Biz öğrencilere kredi vereceğiz” denerek özelleştirmelere dönük tepkiler azaltılmaya ve halk aldatılmaya çalışılmaktadır. Bugün bile üniversite mezunları iş bulamazken ya da düşük ücretlere çalıştırılırken bu kredinin nasıl ödeneceği belli değildir. Açıkça, parası olmayan üniversiteye gitmesin, halk çocukları okumasın denmektedir.

Eğitim almak her insanın hakkıdır ve bunu devletin ücretsiz ve eşit olarak halka sunma zorunluluğu vardır. Ama egemenler tepkisizliğimize dayanarak bu temel hakkımızı elimizden almaya çalışmaktadır. Her sene harçlara yapılan zamlar da bunun göstergesidir. Bu halk düşmanlığı, bu sömürü zihniyetidir.

Türkiye’de 67 bin okula karşılık 77 bin cami mevcuttur. Bu da işin diğer boyutudur. Halkın dini inançlarını yıllardır sömüren sistem diyanet işlerine eğitime ayırdığından daha fazla bütçe ayırmaktadır.

Biz harçların kalkmasını ve parasız, eşit, bilimsel eğitim almayı istiyoruz. Bunun için mücadelemizi tüm halkımız ile birlikte sürdürmeliyiz.

İVME-Genç