İşçi Sınıfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşçi Sınıfı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2010 Salı

TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



27 Şubat 2010 tarihinde saat 10:00'da +İvme
Dergisi
bürosunun önünden başlattığımız yürüyüşü sloganlarımızla TEKEL
işçi
lerinin yanına kadar sürdürdük. 75 gündür başta soğuk olmak üzere
her türlü zorluğa rağmen direnişlerini sürdüren TEKEL işçileri bizi
slogan ve alkışlarla karşıladılar. +İvme Dergisi adına mimar Alev Şahin
işçilere seslenerek, mühendis-mimarlar olarak bizlerin de TEKEL
işçi
leri ve tüm emekçilerle aynı sınıftan olduğumuzu, onun için onların
mücadelesinin bizim de mücadelemiz olduğunu, İvme Dergisi yayın kurulu
üyeleri, okurları ve emekçileri olarak sonuna kadar yanlarında
olacağımızı söyledi. Daha sonra KESK'in saat 11:30'daki eylemine destek
olmak amacıyla Yüksel Caddesi'ne gittik. KESK kortejiyle birlikte
tekrar slogan ve alkışlarla TEKEL işçilerinin yanına döndük.


Yaptığımız destek yürüyüşünden sonra gruplar
halinde çadırlara dağılarak TEKEL işçileriyle söyleştik ve yaşadıkları
süreci, direnişlerini bir de onlardan dinledik. Her dinlediğimiz
işçide, her duyduğumuz sözde yaşadıkları sıkıntıları, her türlü zorluğa
rağmen onurla direnişlerini ve umudu duyumsadık. Son hafta sendikaların
aldığı kararların yarattığı hüznü, 4/C'ye başvurmak için son günlere
yaklaşıldığından işsiz kalma riskinin verdiği endişeyi de bu
söyleşilerde hissettik.


24 Şubat sabahı sarhoş bir cip sürücünün
arabasıyla çarpması sonucu yaşamını yitiren Hamdullah Uysal'ın ölümünün
yarattığı izleri gördük söyleşilerde, yüzlerde. Cenazesini alıp
çadırkentte bir anma gerçekleştirmek isteyen işçilere izin verilmemiş,
polis işçilere saldırmıştı. Cenaze kaçırılarak tehditlerle memleketine
götürülmüştü. Bunu protesto etmek için AKP Ankara il binasını işgal
eden 19 işçi de gözaltına alınmıştı. Haftasonunda yaşadığımız en
coşkulu olay gözaltına alınan bu arkadaşlarının serbest bırakılması ve
çadırkente gelmeleriyle herkesin toplanıp sloganlar atarak
arkadaşlarını karşılamalarıydı.


Bütün konuştuğumuz işçiler Salı gününe kadar
verilen süreden ve Danıştay'dan çıkmasını umutla bekledikleri olumlu
karardan söz ettiler (Haberi yazdığımız sırada Danıştay'dan
yürütmeyi durdurma kararının çıktığı duyuldu. Bizler de Tekel
işçi
lerinin sevincini paylaşıyoruz). Dolaştığımız her çadırda
düzenin gün geçtikçe yok ettiği paylaşımın ve yardımlaşmanın izlerini
gördük. Ellerindeki yemeği, meyveyi bizimle paylaşan işçiler kendi
yaşadıkları dönüşümü, hayata bakışlarının, düşüncelerinin nasıl
değiştiğini, sosyalistlere ilişkin önyargılarının nasıl kırıldığını da
sıkça anlatıyorlardı.


Gecesinde sabaha kadar işçilerle birlikte
söyleşerek, dolaşarak, dinleyerek ve öğrenerek geçirdiğimiz iki günün
ardından, özümseyerek ve görerek öğrendiğimiz herşeyi zihnimizde
taşıyarak, vedalaşıp ayrıldık işçilerin arasından.


100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü



8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York eyaletinde kölelik
koşullarındaki çalışma yaşamını protesto etmek için 40 bin kadın dokuma
işçisinin başlattığı greve müdahale eden Amerikan polisi, patronların
da işbirliği ile fabrika kapılarını kilitleyerek içerde bulunan 129
kadın işçiyi katletmiştir.


1910 yılında düzenlenen Sosyalist Enternasyonal'in 2.toplantısında
devrimci kadın önderlerden Clara Zetkin'in önerisiyle, öldürülen kadın
işçilerin anısına 8 Mart 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak ilan
edilmiştir. O gün direnerek haklarını isteyen emekçi kadınlar bugün de
dünyada ve ülkemizde eşleri ve çocuklarıyla birlikte hak mücadelesine
devam ediyorlar; Novamed ve Tekel'de olduğu gibi.


Kamuda ve özel sektörde ücretli çalışan ve işsiz mühendis,mimar ve
şehir planlamacılarının çalışma yaşamındaki sorunların tek kaynağının
sömürü düzeni olduğunu düşünen biz +İvme Dergisi emekçileri
mühendis,mimar ve şehir planlamacıları ve öğrencileri olarak
sınıfsal,ulusal,sosyal ve cinsel sömürüye karşı mücadele edenlerin
yanındayız.


8 Mart'ın emekçi kadınların mücadele günü olarak ilan edilişinin
100.yılında bu direnişi yaratanlara ve bu mücadeleyi bugünlere
taşıyanlara selam olsun...


Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!


Sınıfsal,Ulusal, Sosyal Ve Cinsel Sömürüye Son!


Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız!



Tarih: 7 Mart 2010/Pazar


Saat: 11:30


Yer: Sakarya Meydanı/ANKARA

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü : Direnişte Kadın Olmak Söyleşisi



8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü : Direnişte Kadın Olmak Söyleşisi



Katılımcı: TEKEL İşçisi Filiz Yavuz


Tek Gıda-İş 8 No'lu Şube Temsilcisi



Tarih: 3 Mart 2010


Saat: 19.00- 22.00


Yer: TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi


Konferans Salonu


Taksim-İSTANBUL

Kazanmanın Tek Yolu Direnmektir








Tarih:

27.02.2010



KAZANMANIN TEK YOLU DİRENMEKTİR.



Türkiye'de işçi sınıfı tarihi direnen TEKEL işçisi
için yazılıyor. TEKEL direnişi artık kendi taleplerinin önüne geçmiştir.
İki buçuk ayı aşkın bir süredir direnen, bedel ödeyen ve her geçen gün
direnişlerini büyüten TEKEL işçilerinin mücadelesinin yanında olduğumuzu
belirtiyor; Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada +İvme Dergisiolarak
27-28 Şubat'ta kitlesel olarak TEKEL Direnişi'ne destek vereceğimizi
açıklıyoruz. Desteğimiz 27 Şubat, Cumartesi günü İvme Dergisi Bürosu
önünden yapılacak olan yürüyüşle başlayacaktır.



Tarih: 27 Şubat 2010


Saat: 10.00


Yer: İnkılap 2 Sokak Devrim Apartmanı 24/ 14
Kızılay/ ANKARA


MÜHENDİS MİMAR EMEKÇİYİZ TEKEL İŞÇİSİYLE BİRLİKTEYİZ.

İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ.

DİRENEN TEKEL İŞÇİSİNİN YANINDAYIZ.

TEKEL İşçileri'nin Direnişine Destek Eylemimizi Gerçekleştirdik



7 Şubat 2010 saat 18.30 da Basın Açıklamasıile
Mühendis, Mimar ve Planlamacılar olarak başlattığımız TEKEL İşçileri'nin
direnişine bir günlük destek eylemimizi gerçekleştirdik. Kölelik yasası
4/C'ye karşı Ankara'da iki aydır direnen TEKEL işçilerinin çadırlarını
teker teker dolaşarak bu onurlu direnişlerine destek olmaya çalıştık.
Aslında TEKEL işçilerinin bu haklı ve onurlu direnişine bir günlük açlık
grevi
ile destek vermeyi planlamıştık, ancak TEKEL işçileri 17 Şubat
itibariyle açlık grevlerine son verdikleri için bizler de açlık grevi
desteğimizi gerçekleştiremedik.

Bizler, bir yandan iktidarın müdahale tehditlerine ve
baskılarına, diğer yandan Ankara'nın soğuğuna ve ayazına rağmen ekmek
kavgasından vazgeçmeyen; genç, yaşlı, çoluk, çocuk demeden Türkiye'nin
dört bir yanından gelerek işyerlerinin özelleştirilmesine karşı özlük
hakları ve kamu kurumlarına geçiş haklarının korunması için mücadele
veren TEKEL İşçilerini buradan da selamlıyoruz.

2 Mart 2010 Salı

Basın Açıklaması: TEKEL İşçilerine Destek İçin Açlık Grevindeyiz...



AÇLIK GREVİNDEYİZ…

DİRENEN TEKEL İŞÇİSİ KAZANACAK

Bizler Mühendislik,Mimarlık ve Planlamada +İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri, okurları ve emekçileri olarak, kölelik yasası 4/C'ye karşı Ankara'da iki aydır direnen TEKEL işçilerinin onurlu direnişine destek olmak için TEKEL çadırlarında bir günlük AÇLIK GREVİNDEYİZ.

TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR
TEKEL İŞÇİSİ DİRENİŞİN SİMGESİ
DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ
MÜHENDİS MİMAR EMEKÇİYİZ TEKEL İŞÇİSİYLE BİRLİKTEYİZ

BASIN AÇIKLAMASI VE AÇLIK GREVİ BAŞLANGICI
TARİH:
17 ŞUBAT 2010-ÇARŞAMBA
YER:
TÜRK-İŞ ÖNÜ
SAAT:
18:30

8 Şubat 2010 Pazartesi

Emekten Yana Mühendisler Ön Seçime Çağırıyor



Bizler büyük umutlar ile mühendis olmuş ve her geçen gün mühendislik
emeğinin niteliksizleştirildiğine tanık olan, mesleğimizi icra eden
mühendisleriz.


Bizler günler geceler boyu çalışıp maaşını dahi alamayan, hasta olma
hakkı olmayan, akıl almaz işleri akıl almaz zamanlarda yapan ama
hakkını arayacak yer bulamayan ücretli mühendisleriz.


Bizler yıllarca üniversitede okuduktan sonra asgari ücretle dahi iş bulamayan işsiz mühendisleriz.


Bizler aynı işi yaptığı halde erkek meslektaşından daha az ücret
alan ve kadınlığı her fırsatta bir kusurmuş gibi yüzüne vurulan kadın
mühendisleriz.


Bizler ünvanı, sertifikası olmayan, ihmal edilebilir çoğunluk diye görülen, genç mühendisleriz.


Bizler odalarında temsil olanağı bulamayan, çok olduğu halde yok sayılan ücretli, işsiz, kadın ve genç mühendisleriz.


Bizler kendi gerçekliğimizin hakkını verecek öz örgütümüzü
oluşturmak için, hakkımızı arayacağımız, sesimizi duyuracağımız ve
mesleğimizi savunacağımız emekten yana bir EMO için biraraya geldik.
Meslekten, üretimden ve farklılıklardan gelen gücümüzle temel
ilkelerinde anlaştığımız EMO'yu bu bakışla şekillendirmek üzere yola
çıktık. Sizleri de birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Bu çağrı sizin de
düşündüğünüz ama bir türlü kalkışamadığınızı yapmak içindir. Biliyoruz
ki, sesimiz sesinizle yankılanmadıkça başarmak mümkün değil.


Ücretli, işsiz, kadın, genç ve kendi emeği ile geçinen mühendislerin yeri Emekten Yana Mühendisler'dir.


EMO İstanbul Şube'de Demokrat Mühendisler Yönetim Kurulu adaylarını
ön seçim ile belirleyecek. Emekten Yana Mühendisler bu talepleri
paylaşan bütün meslektaşlarımızı beraber hareket etmeye ve 7 Şubat
Pazar günü yapılacak EMO İstanbul Şube ön seçimlerinde Emekten Yana
Mühendis
lerin adaylarını desteklemeye çağırıyor.


Biz Kimiz?


İşsizliğin ve güvencesiz çalıştırmanın yaygınlaştığı, yasadışı
çalıştırma koşullarının dayatıldığı mühendis kitlesinin her geçen gün
gerek mesleki gerekse de ekonomik sorunları artmaktadır. Bu duruma
mühendislik meslek alanlarının siyasal iktidarlar tarafından sürekli
olarak çalışanlar aleyhine düzenlenmesi ve kamusal alanların tasfiye
edilmesi de eklenmektedir. Ayrıca mühendislerin çalışma alanlarındaki
örgütsüzlükleri ve sürekli sayılarının artması da bu tabloya eklenince
emekten yana, üyelerinin haklarını savunacak, üyelerinin sorunlarının
ülkenin sorunlarından ayrı olmadığından hareketle çalışmalarını
yürütecek bir EMO'ya ve TMMOB'ye ihtiyaç da artmaktadır. Halihazırdaki
Oda örgütlülüklerinin yapısı ve çalışma anlayışları bu konuda ciddi
eksiklikler içermektedir.


Bizler, EMO İstanbul Şube'den başlayarak EMO örgütlülüğü içerisinde,
Oda süreçlerine ortak ilkeler ve çalışma anlayışı çerçevesinde müdahil
olmak, meslektaş ve toplum ihtiyaçlarına uygun, üyelerinin haklarını
savunan, meslek alanlarına giren konularda toplumsal bakış açısı ile
çalışmalarını yürütecek bir EMO'yu oluşturabilmek için bir araya
geliyoruz.


Bizler mesleki demokratik kitle örgütü olarak Odaların emekçi
mühendislerin mesleki ve özlük sorunlarına sahip çıkan bir anlayış ile
şekillenmesini, Oda yapısının emekçi mühendisleri temel alacak şekilde
oluşturulmasını ve EMO yapısında demokratik bir değişim yaratılarak
mühendislerin öz örgütünün yeniden inşa edilmesi gerektiğini
savunuyoruz.


http://www.emekcimuhendisler.org/

11 Ocak 2010 Pazartesi

Tekel İşçileri: "Ölmek Var, Dönmek Yok"



Özelleştirme sebebiyle 1 Şubat 2010'da işsiz kalacak 12 bin Tekel işçisi, AKP hükümetinin kendilerine dayattığı 4/C kölelik statüsüne karşı direnişlerine devam etmektedir.

Bilindiği gibi Tekel'de ilk özelleştirme 2003 yılında Alkollü İçkiler biriminde yapılmış, ihale Nurol-Özaaltın-Tütsab-Limak ortak girişim grubuna 292 milyon dolara peşkeş çekilmiştir. Adı geçen grup sonradan konsorsiyum kurarak şirketi MEY A.Ş.'ye devretmiştir. Tekelin sigara birimi ise 2003 ve 2005 yıllarında olmak üzere iki kere özelleştirilmeye çalışılmış, gerek tekliflerin yetersizliği gerekse de teklif, alamama yüzünden ihale sonuçlandırılmamıştır. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 22 Şubat 2008 yılında yapılan 3. özelleştirme girişiminde 1 700 000 000 (bir milyar yedi yüz milyon) dolarla en yüksek teklifi veren BAT firması ihaleyi kazanmış, karar 24 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak onaylanmış ve Tekel tamamen özelleştirilmiştir.

Bu sürecin başlangıcında 30124 olan işçi sayısı günümüze gelindiğinde 12 binlere gerilemiştir. 2003 yılından beri işleyen bu özelleştirme sürecini görmezden gelen, başını kuma gömen sendikalar ise iş işten geçmek üzereyken ve işçilerinin zoruyla tepki örgütlemeye çalışmaktadır. Öyle ki, bir yandan Tek Gıda-İş Genel Sekreteri Mecit AmaçTEKEL işçisi birliğini ve bütünlüğünü sağladı, özelleştirmeye karşı aynı inanç ve kararlılıkla mücadeleyi sürdürecek. Biz 'sonuç alana kadar kalacağız' demedik. Eksi 15 derecede 6 bin insanı telef etmeye hakkımız yok. Geliş nedenimiz ÖİB önünde sonuç açıklanınca tepkimizi koyup dönmekti. İnsanların sağlıklarını bozmaya kimsenin hakkı yok. İnsanların sağlığını bozmaması, çocuklarına kavuşması bizim görevimiz'' diyerek, bir yandan da Tek Gıda-İş Genel Başkanı Türkel, Başbakan Erdoğan'a "Siz bu ülkede yönetme erkine sahipsiniz. Kurt kuzuyu kaparsa bunun vebali omuzlarınızdadır. Çünkü siz halifesiniz, siz yöneticisiniz. Şimdi onbinlerce TEKEL işçisinin vebali, çocuklarının geleceği sizin iki dudağınızın arasında. İktidar partisi olarak sizden rica ediyoruz. Hırsla kalkmak, zalim olmak size yakışmaz. Biz sizin Allah korkusu içinde yaşadığınızı biliyoruz. Ve sizden bir kez daha rica ediyoruz. Bizi bu karda kışta bugün, yarın, öbür gün, daha sonraki gün ölümüz çıkana kadar burada bekletmeyin. TEKEL işçisi hep yasalardan yana saygılı olmuştur.” diyerek sendikal mücadele anlayışlarının ne olduğunu göstermişlerdir.

Kötü hava koşullarına, işçilerin kararlılığı ve baskısıyla harekete geçmek zorunda kalan bir sendikaya, polisin vahşice saldırılarına, açlığa, yokluğa, barınaksızlığa ve hatta direniş sürecinde yaşanan ölüme rağmen 15 Aralık'ta değişik illerden Ankara'ya gelen Tekel işçileri ise, mücadelede kararlı olduklarını açlık grevi başlatarak, tüm Tekel işçilerinin katılımını sağlayarak ve sonuç alıncaya kadar Ankara'da kalma kararı alarak göstermiştir.

Biz İvme Dergisi olarak buradan Tekel işçilerinin özlük haklarının korunması ve kamusal alanda istihdam edilmeleri talebinin sonuna kadar destekçisi olacağımızı ilan ediyor, mesleki demokratik kitle örgütü olan TMMOB'yi bu süreçte işçilerin mücadelesine aktif destek veren bir konumda görmek istiyoruz.

TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR”

Maden Ocağında Zehirlenme



Keşan'da bir maden ocağında karbonmonoksit gazından zehirlenen 1 işçi öldü, 3 işçi de tedavi altına alındı

Edirne'nin Keşan ilçesinin Beyendik beldesi yakınlarındaki bir maden ocağında, meydana gelen karbonmonoksit zehirlenmesinde 1 işçi öldü, 3 işçi tedavi altına alındı.

Edinilen bilgiye göre, özel bir şirkete ait kömür ocağında işçi olarak çalışan Sezgin (35) ve Hüseyin Karadağ (39) kardeşler ile amca çocukları Hasan (22) ve İsmail Gırlangıç (23), ocakta karbonmonoksit gazından zehirlendi.

Arkadaşlarının durumu fark etmesi üzerine ocaktan çıkarılan işçiler, Özel Keşan Hastanesi'ne kaldırıldı.

Sezgin Karadağ hastanede öldü. Hüseyin Karadağ ile Hasan ve İsmail Gırlangıç, burada yapılan ilk müdahaleden sonra Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

Şirketin ortağı Merthan Dağtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ocak içinde yapılan ölçümde, daha önceden ocağın bu noktasında karbonmonoksit gazı bulunduğunun tespit edildiğini bildirdi.

Ölen işçinin de bunu bildiği halde o bölgeye girmesine bir anlam veremediğini söyleyen Dağtaş, şunları kaydetti:

"Yaşamını kaybeden ve zehirlenen işçilerimiz, karbonmonoksit gazı bulunan ocağın o bölümünü tuğlayla kapatmak için maden ocağına girmişlerdi. Fakat Sezgin Karadağ, girmemesi gereken karbonmonoksitli bölgede bayılınca, diğer üç işçi de onu kurtarmak için girdiklerinde bayılmışlar. Daha sonra bunları gören diğer işçiler onları baygın şekilde ocaktan çıkarmış. Ancak bir arkadaşımızı kaybettik. Diğerlerinin durumları iyi. Şu anda kömür ocağında üretime ara verildi." (aa)

18 Kasım 2009 Çarşamba

Sabah-ATV Grevcilerine "İşe İade" Kararı

Yargıtay, "yasadışı grevdeler" diyerek 10 gazeteciyi işten çıkaran işvereni haksız buldu. Turkuvaz grubu grevcileri işe almazsa tazminat ödeyecek.
Turkuvaz grubunun "yasadışı grev" iddiasıyla işten çıkardığı 10 gazetecinin "işe iade" talebiyle açtığı davada, Yargıtay da gazetecileri haklı buldu; "işe iade" kararı aldı.
Yargıtay kararını 13 Kasım'da açıkladı. Grevciler "işe iade" istemiyle işverene başvurmaya hazırlanıyor. Başvuru sonrası işveren ya greve çıkan gazetecileri yeniden işe alacak ya da grevcilerin bu istemleri reddedip tazminatlarını ödeyecek.
Turkuvaz grubuna bağlı ATV televizyonu, Sabah gazetesi ve dergi grubunda toplu sözleşme sürecinin tıkanması üzerine Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 13 Şubat'ta greve başlamıştı.
Grevin beşinci gününde, 10 gazetecinin iş akdi feshedilmişti. İşveren, Sabah gazetesi ile Turkuvaz dergi grubunda çalışan kişilerin bu greve katılamayacağını, 10 gazetecinin "yasadışı greve çıktıkları"nı iddia etmişti. Bunun üzerine gazeteciler, İstanbul 8. İş Mahkemesi'nde açtıkları işe iade davasını mahkemenin "grevcilerin yasadışı bir greve katılmadıklarına" hükmüyle kazanmış, işveren her gazeteciye "12 brüt ve 4 net maaş" tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
Karara hem işveren hem de işverenin grevcileri parasını ödeyerek kapının önünden uzaklaştırmasına izin verdiği için gazeteciler itiraz etmişti. Bunun üzerine dava dosyası Yargıtay'a gönderildi.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
16 Kasım 2009, Pazartesi
Kaynak: bianet.org

30 Ekim 2009 Cuma

İşten Atılan ENTES İşçisi EMO İst. Şb. Önünde Eylem Yaptı

160 gündür direnişte olan Entes işçisi Gülistan Kobatan, 20 Ekim 2009 Salı günü Beşiktaş’taki Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi önünde basın açıklaması yaptı.

Yaklaşık 30 kişilik grup EMO İstanbul Şubesi önünde yaptığı basın açıklamasında;”… sermaye sınıfının özellikle krizin patlak verdiği süreçte işçi sınıfının kanı canı pahasına mücadelelerle elde ettiği kazanımlara çok daha planlı ve kapsamlı bir şekilde azgınca saldırdığını vurgulayarak, sermaye sınıfının yalnızca işçi sınıfının kazanımı olan haklara değil, aynı zamanda bu mücadelenin yan ürünleri olan tüm demokratik hak ve özgürlüklere, örgütlülüklere ve kurumlara da saldırıyor.” denirken, EMO önünde basın açıklama yapma nedeni olarak, Entes Elektronik fabrikasında onlarca işçiyi işten atarak açlığa ve sefalete mahkum eden ve EMO’nun bir dönem yönetim Kurulu Başkanlığını yapmış ve halen EMO üyesi olan Ahmet Tarık Uzunkaya’nın tutumuna karşı sessizliğe bürünen EMO’yu emekten yana tutum almaları için gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir.
Basın açıklamasını; “…Anlaşılan o ki EMO, Ahmet Tarık Uzunkaya’nın nüfuzu karşısında toplumsal duyarlılığına kilit vurabilmeyi göze almıştır. Şu anki durum her ne olursa olsun, EMO esas olarak bir emek örgütüdür. Bu yüzden safı emekçiden yana olmalıdır. Esasına ve özüne uygun olarak tavrını belirlemeli ve bu suskunluğuna bir son vermelidir” sözleriyle sonlandıran grup “Entes işçisi yalnız değildir!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Yaşasın Entes direnişimiz!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Direnen Entes işçisi kazanacak!”, “Krizin faturası patronlara!”, “EMO safını belirle!”, “EMO direnişe sahip çık!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganlarını atmıştır.

Basın açıklaması sonrası bir EMO İstanbul Şube YK üyesi Gülistan'ı şubeye davet ederek görüşme yapmıştır.